Orta Asya Türkistan mıdır? Başta Başbuğumuz ve Atsız Bey olmak üzere 3 Mayıs’ın Kahramanlarına…
Türk dünyası 19. Asrın son çeyreğinde büyük bir uyanış yaşadı. Bu uyanışın başlıca nedenleri; 19. Asrın ilk çeyreğinin sonlarında hem Osmanlı hem de Rus Çarlığı coğrafyasında başlatılan okullaşma, yurtdışına öğrenci gönderilmeye başlanması, demiryollarının Rusya’nın her tarafına ulaşmasıyla seyahatin kolaylaşması ve matbaanın yaygın kullanılmasıdır.
Gaspıralı İsmail’in çıkardığı ve Türk coğrafyasının her tarafına ulaşan Tercüman gazetesi bu gelişmelerin sonucunda ortaya çıktı ve uyanışın geniş kitlelere yayılmasını sağladı. Yine Gaspıralı’nın öncülüğünde, Çarlığın kontrolündeki Türk topraklarında açılan Cedit okulları gençleri ve çocukları etkiledi.
Gözlerden kaçan bir başka gelişme de Rusların Tataristan’ı almasından ve Şah İsmail’in Safevi devletini kurmasından sonra kopan, Anadolu-Türkistan bağının bu dönemde yeniden tesis edilmesiydi. Çarlık, devasa büyüklükteki coğrafyasını, kolay yönetebilmek için demiryolu ağlarıyla ördü.
Demiryolu yapılana kadar Rusya ve Çin işgali altındaki topraklarda yaşayan Türkler, yaşadıkları yere göre, İran-Irak ya da Kafkasya-İran-Irak üzerinden Hacca gidiyorlardı. Demiryolu yapılınca, trenlerle, Osmanlıların Eflak vilayetinin Rus demiryollarına en yakın yerinde inşa ettiği Hacıbey (Odessa) limanına gelerek, oradan gemilerle İstanbul’a ulaştılar. İstanbul’dan Osmanlı hacılarıyla cem olarak Sürre Alaylarıyla Hicaz’a yollandılar.
Osmanlı 1878 Berlin Anlaşmasıyla Eflak’ı kaybetse de bu güzergah korundu. 2. Abdülhamit Türkistanlı hacılar için misafir haneler inşa ettirdi. Onlar vasıtasıyla Türkistan’daki etkili kişilere mektuplar gönderdi, mektuplar aldı. Görüşmek istediği zatları ‘’Hacca gidiyor’’ gerekçesiyle İstanbul’a getirtti. Bu çalışmalar Türk halklarının birbirlerinden haberdar olmalarını sağladı.
Uyanışın doğal sonucu fikir dünyasının canlanması ve daha evvel akıllara gelmeyen ve gündemde olmayan birçok konuda heyecanlı tartışmaların başlamasıydı. En çok tartışılan konuların başında ‘’Türkistan’’ geliyordu. ‘’Türkistan neresiydi, hangi memleketler Türkistan’a dahildi, hangi halklar Türkistan halklarıydı?’’ gibi konular Türkistan konusunun alt başlıklarından birkaçıydı.
Türkistan’ın biri geniş, diğeri dar kapsamlı iki tarifi ağırlık kazandı: Geniş kapsamlı tarife göre Kafkasya, Osmanlı ve İran toprakları dışında Türklerin yaşadığı her yer Türkistan’dı. Bu tarife göre, Uygurlar Doğu Türkistan’da, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler ve Tacikler Güney (Bugün Kuzey Afganistan denilen coğrafya) ve Batı Türkistan’da (Bugün Orta Asya denilen coğrafya), Başkurtlar Kuzey Türkistan’da Tatarlar ve Çuvaşlar Kuzeybatı Türkistan’da, Hakas, Saha, Tuva ve Altay Türkleri Kuzeydoğu Türkistan’da mukimdi.
Dar kapsamlı tarife göre Uygurlar Doğu Türkistan’da, Kazaklar Kuzey Türkistan’da, Kazaklar, Karakalpaklar ve Türkmenler Batı Türkistan’da, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler ve Tacikler Güney ve Orta Türkistan’da mukimdi. Tatarların, Çuvaşların ve Başkurtların yaşadığı coğrafyaya İdil-Ural bölgesi, bu halklara İdil-Ural Türkleri, Kuzeydoğu bölgesine Sibirya, Sibirya’da yaşayan Saha, Tuva, Altay ve Hakaslara Sibirya Türkleri deniyordu.
Çarlığa göre Türkistan daha küçüktü. Bugünkü Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan’ın güneyi merkezi Taşkent olan Türkistan valiliğine ve Kazakların yaşadığı diğer topraklar merkezi Omsk olan Step (Bozkır) valiliğine bağlıydı.
Komünist devrimden sonra bahse konu valilikler iptal edildi ve son, yani bugünkü şeklini 1936 senesinde alan beş cumhuriyet kuruldu. Türk, Türkistan ve Türkistanlı kelimeleri unutturulmak istendiğinden beş cumhuriyetin yer aldığı coğrafyaya Orta Asya dendi. Yani Sovyetlerin Orta Asya dediği coğrafya Türkistan değildir, Türkistan’ın bir parçasıdır. Nasıl ki Ege bölgesi Anadolu’nun bir parçasıdır ama Anadolu Ege’den ibaret değildir aynı mantıkla Türkistan’da Orta Asya’dan ibaret değildir.
Türkistan’ın geniş kapsamlı tanımını esas alırsak Orta Asya sadece Batı Türkistan’a denk düşer. Türkistan’ın dar kapsamlı tanımını ele alırsak Orta Asya Kuzey ve Batı Türkistan’a denk düşer.
Alınan müşterek kararla Türk devletlerinin hepsinde başta okul kitapları ve resmi belgeler olmak üzere Orta Asya yerine Türkistan kelimesi kullanılmaya başlandı. Bu değişikliği ‘’Bizi bizim kelimelerimizle tanımlamamız gerekir’’ ilkesi çerçevesinde doğru ama eksik buluyorum. Eğer Türkistan’ın diğer parçaları Rus, Çin, Afgan ve Moğol işgali altında olmasaydı bu eksikliği önemsemezdim.
Korkum Türkistan’ın işgal altındaki parçalarının Türk yurdu olduklarının zamanla unutulması. Çin işgali altındaki topraklarımıza Doğu Türkistan dediğimiz gibi Orta Asya yerine Batı Türkistan ifadesini kullanmalıydık. Zira SSCB devrinde Türkistan kelimesi nasıl unutulduysa bir süre sonra Orta Asya kelimesi de unutulacak.
İnşallah işgal altındaki Türk yurtlarının Türkistan’ın parçaları oldukları unutulmaz. Tataristan, Çuvaşistan, Başkurdistan, Tuva, Altay, Hakasya, Yakutistan, Kaşgar, Urumçi, Kunduz, Mezarışerif, Herat, Hazaristan, Gazze ve Belh TÜRKİSTAN’dır. Türk Dünyasının ayrılmaz parçasıdırlar. Bugün Türk’ten ayrı düşmüş olabilirler. Onları, ancak unutursak, yeniden bir ve bütün olma ülkümüzü kaybedersek, ebediyen yitiririz.
Darısı Azeri ve Türkmen kelimelerinin başına. Azerbaycan’da artık Azeri kelimesi kullanılmıyor. Azeri hitabına tepki gösteriliyor. Türkiye ve Güney Azerbaycan’da da Azeri yerine Azerbaycan Türk’ü ifadesi yaygınlaşıyor ama Türkistan’da bu konuda en ufak bir gelişme yok.
Musul ve Kerkük’ü Türkiye’den koparan İngilizler, Irak Türklerine, Türkiye Türklerinden ayırmak için Türkmen dediler. Bu ifadeyi ısrarla kullanarak yaygınlaştırdılar. Suriye’yi sömüren Fransızlarda bu ifadeyi aynı gaye yani Türkleri bölmek, yurtdışındaki Türkleri, Türkiye’ye yabancılaştırmak için benimsediler. Oysa Suriye ve Irak Türkleri, Anadolu Türklerinin bir parçasıdır. Bu üç topluluk arasında hiçbir fark yoktur. Sadece Türkistan’ın batısında mukim, Türkçenin Türkmence lehçesini konuşan Oğuz Türklerine Türkmen denmesi yerindedir.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alp Demir
Unutturmazsak unutulmaz. Unutulmaması için bütün Türkçüler, yeri geldikçe, makul bir dil ile (Rusya'yı çıldırtmadan) bunu gündemde tutmalıdır. Doğrudan olmaktansa, hikayelerle, oradaki yaşamla ilgili belgesel niteliğinde anlatılarla, gezi anlatıları ile, doğal güzelliklerin içine serpiştirilerek, buraların Türk olduğu gündemde tutulabilir. Sinema filmleri çekilebilir, diziler üretilebilir, çok şey yapılabilir. Önemli olan buraların Türk olduğunu bütün Türklerin öğrenmesini ve aktarmasını sağlamaktır. Tanrı bir gün elbet bizi birleştirecektir.
