Köşe Yazısı

Türkiye savaşa zorlanacak

Alparslan Türkoğlu
Alparslan Türkoğlu
5 dk Sesli Dinle 0

Sisi, Mısır’daki TV kanalların hepsinin canlı yayınladığı programda halkına seslenerek, ‘’Önümüzdeki dört ay çok kritik. Sizi korkutmak için söylemiyorum. Vallahi ülkemiz ve bölgemiz için çok önemli bir döneme giriyoruz. Ülkemizi tahkim etmeliyiz. Aksi halde bir daha toparlanamayabiliriz’’ dedi. Katar Emiri de ulusuna yaptığı konuşmada aynı mesajı verdi.
27 Ekim de İsrail, 3 Kasım da Amerika seçimleri var. Netanyahu’nun Trump’ı, seçimlerden önce, İran’a saldırmaya ikna etmeye çalıştığı söyleniyor. Zira savaşın zafer kazanamadan sonlanması, Netanyahu’nun oylarını düşürdü. Savaş başlarsa ‘’Zafere kadar devam edebilmemiz için bizi destekleyin. Muhalefet seçimleri kazanırsa, ateşkes yapar’’ diyecek.  
Trump’ın bu teklifi kabul etmesi intihar olur. Anketlere göre 3 Kasım da Amerikan tarihinin en büyük hezimetini yaşayacak Trump. ‘’Tarihe görevdeyken en çok fark yiyen başkan’’ olarak geçecek diye aklı gidiyor. Bu nedenle ambargo uyguladığı, ambargoya katılmayan ülkeleri de ambargo kapsamına aldığı Rusya’yla, dizel anlaşması yaptı.
ABD sadece 3. Ülkelerin Rusya’dan dizel almalarını serbest bırakmadı. Kendisi de Rusya’dan dizel alacak. Böylece seçimlere kadar Amerika’daki yakıt fiyatları düşürülmeye çalışılacak. Dizel fiyatları muhakkak düşer ama anlaşma bir ay önce yapılsaydı fiyatların eski seviyesine inmesi sağlanabilirdi.
Trump’ın 3 Kasım’a kadar önceliği, seçimler olacak. Hezimeti zafere çeviremez ama az fark yediği bir mağlubiyete dönüştürebilir. Ama 4 Kasım’dan sonra önceliği, intikamını almak ve seçim mağlubiyetini gündemden düşürmek için İran’la savaşı başlatmak olacak.
Nitekim CNN ve CNBC’nin haberlerine göre Pentagon’a ‘’tüm bombaların anası’’ denilen MOAB’ı hazırlama talimatını vermiş. MOAB kinetik yani konvansiyonel bir bomba. Ama taktik nükleer bomba kadar yıkıcı. Amerika’nın en küçük nükleer bombası patladığında, 20 ton TNT patlamış gibi yıkım oluyor. Bombaların anası 21 ton TNT gücünde. Yani bu bomba kullandığında, nükleer silah kadar hasar verilebiliyor.
MOAB yere çarpmadan hemen önce patladığından, yüzeydeki hasarın yıkıcı olmasını ve yer yüzeyinin zemine çökmesini sağlıyor. ABD Afganistan’da bu bombanın ilkel halini kullandığında, El Kaide’nin merkezinin ve askeri tesislerinin bulunduğu ‘’Küçük Kandil’’ olarak niteleyebileceğimiz dağ tamamen yok olmuştu.
Mukayese edilebilsin diye bir örnek vereceğim. Türkiye’nin ürettiği en etkili bomba olan GAZAP’ta 450 kilo patlayıcı var. GAZAP’ın deneme görüntülerini yayınladığımızda, İsrail ve Yunanistan’da yer yerinden oynamıştı. ‘’Böyle silah mı yapılır, Türkler bu bombayı bize karşı mı kullanacaklar, bu bomba önlenebilir mi’’ gibi konular günlerce tartışılmıştı.
MOAB’ta yaklaşık 9 ton patlayıcı var. Yani MOAB GAZAP’tan 20 kat daha tesirli. Amerikan ordusu C-130’larla MOAB’ları Ortadoğu’ya gönderme hazırlığı yapıyor. İlk hedef İran’ın nükleer tesislerinin olduğu Kazma Dağı olacakmış.
Önce kırk gün bombalayarak İran’ın alt yapısını yok ettiler. Şimdi ambargo uygulayarak ekonomisini çökertiyorlar. ‘’Bombaların anası’’ gibi bombaların kullanılacağını medyaya sızdırarak ve Trump’ın ‘’İstersem medeniyetlerini yok edebilirim’’ gibi beyanatlar vermesi sağlanarak, psikolojik harekat uygulanıyor. Seçimden sonra saldırı başlatılacak ve artık iyice bunalan halkın, sokaklara dökülerek rejime isyan etmesinin önü açılacak.
İran’da ABD gibi savaşa hazırlık yapıyor. Çin, Kuzey Kore ve Rusya’dan silah temin ediyor. Füze ve İHA fabrikaları harıl harıl çalışıyor. Tutuklamalar, cezalandırmalar ve idamlar tam gaz sürüyor. Yemen savaşı İran’dan bağımsız değerlendirilemez.
Yemen nispeten sakindi. Husiler Babülmendeb’i kapatınca savaş yeniden başladı. Zira Hürmüz kapalıyken Babülmendeb’in de kapatılması, Suudiler için petrol ihracatının yok mesabesine düşmesi demek. Suudiler ne yapsalar Husileri geriletemediler. Bilakis Husiler, Suudilere büyük zayiat verdiriyorlar. İstedikleri havaalanlarını, rafinerileri, enerji sahalarını, silah depolarını ve fabrikaları vurabiliyorlar. Devre dışı kalmalarını sağlıyorlar.
ABD ve İsrail İran’a saldırdıklarında savaşın Yemen’e hatta Irak, Lübnan ve Filistin’e yayılmaması imkansız. Zira bu savaş iki taraf içinde ölüm kalım savaşı olacak. İran rejimi devrilirse Hizbullah, Haşdi Şabi ve HAMAS iyice zayıflar. Husiler geriler. Yemen ve İran bölünür. Rejim her şeye rağmen devrilmezse Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Bahreyn’de yöneticiler değişir. Selman gider bir başka prens kral olur.
İran rejiminin, Çin ve Rusya’nın amacı savaşı uzatmak olacak. Savaş uzadıkça Amerika’ya olan maliyeti artacak. Amerika kan kaybedecek, zayıflayacak. Prestiji sarsılacak. Rusya yüksek fiyatlarla petrol ihraç etmeye devam edebilecek. Çin Uzakdoğu’da, Asya’da, Afrika’da ve Latin Amerika’da dilediği gibi at koşturacak.  
Türkiye her zamankinden zor durumda. ABD, Suudi Arabistan ve Körfez devletleri Yemen savaşına katılmamız için ellerinden geleni yapacaklar. Zira Türkiye olmadan zafer kazanılmayacağının farkındalar. Türkiye savaşa katılmak istemiyor. Ankara’nın ‘’İç cepheyi tahkim etme’’ siyasetinin amaçlarından biri, bu nevi baskılara direnebilmekti.
Geçen sefer Erdoğan Trump’ı arayarak, Öcalan PKK ve PJAK’a baskı yaparak, Kürt örgütlerinin İran rejimine karşı harekete geçmelerini önlemişlerdi. Bu sefer bunun mümkün olacağını düşünmüyorum. Kandil’in APO’yu dinlememe olasılığı çok yüksek.
Kürt örgütleri harekete geçtiğinde, Azerbaycan Türkleriyle Kürtlerin iç içe yaşadığı ve tansiyonun yüksek olduğu Batı Azerbaycan ve Kürdistan eyaletlerinde sivil savaş çıkabilir. Türkiye müdahale etmek zorunda kalabilir. (Türkiye ile Azerbaycan’ın arasının bozulması, bu müdahaleyi önlemek amaçlı olabilir.)
İsrail, Türkiye’nin hem Yemen’de hem de İran’da savaşa katılması için her türlü provokasyonu yapacaktır. Zira Tel Aviv Türkiye’nin zayıflamasını ister. Komşularıyla ve bölge halklarıyla arasına kan girmesi için elinden geleni ardına koymaz. Savaşın İran-ABD ve İsrail savaşı yerine, Sünni-Şii savaşı olarak tanımlanması işine gelir. Türkiye ve Pakistan’ın (Pakistan, bağımsız Beluç devletinin kurulmasını istemez.) savaşa katılmaları Sünni- Şii savaşı algısını güçlendirir.
Türkiye hiç olmadığı kadar kıskaç altında. Mısır’dan daha zordayız. Zira İran ve Irak’la komşuyuz. Saldırıya uğramadığımız sürece savaşa girmemeliyiz. Bu büyük savaşın asıl galibi, savaşa katılmayan devletler olacaktır. Savaşa katılanlar galip dahi gelseler ekonomik, sosyal ve demografik olarak çökecekler.

Bu Yazıyı Paylaş