https://www.habererk.com/makale/musluman-olmayan-turk-turklukten-cikar-mi_350416/ isimli makalemde ‘’Makedonlardan kimliklerini kaybetmiş Türkler’’ olarak bahsetmem sorulara ve itirazlara sebep oldu. Bu münasebetle konuyu vuzuha kavuşturmak şart oldu.
Makedonya kavimler göçüne kadar Yunanistan’ın bir parçasıydı. Bir milletin değil aynı Anadolu, Kafkasya, İran ve Balkanlar gibi coğrafya adıydı. Bu nedenle Büyük İskender’e ‘’Makedon İskender’’ denmez. ‘’Makedonyalı İskender’’ denir. Makedonya, İskender’in babası Philip’ten önce onlarca Yunan krallığından biriydi.
Kavimler göçünden sonra Avrupa’da kalan Türk toplulukları üç bölgeye yerleştiler. Macarlar bugünkü Macaristan’a, Bulgarların bir kısmı bugünkü Bulgaristan’a, Yunanistan’ın Makedonya eyaletine ve Makedonya Cumhuriyeti’ne yerleştiler. Bulgarların diğer kolu bugünkü Tataristan’ı yurt tuttu.
Türk halkları devletlerini kurduklarında Gök Tanrı dinine mensuptular. 681 yılında Asparug tarafından kurulan Bulgar Kağanlığının ilk 16 hükümdarı Han unvanını kullandılar. Kurt, Balamir, Omurtag, Kurum, Orhan, Bayhan, Kardam, İşbara ve Kubrat diğer hanların isimleri. Önce Slav isimleri kullanılmaya başlandı. Akabinde 19. Han olan Boris Hıristiyanlığı kabul etti. Hıristiyanlığın kabulünden sonra Slavca Türkçenin yerini aldı.
Hanın amacı devletinin iki halkı, yani Bulgarlarla Slavlar arasındaki ayrılığı ortadan kaldırmaktı. Zira Bulgar Hanlığı genişlemiş ve bünyesine Slav kitlelerde katılmıştı. Haddizatında yerleşik hayata geçen Türk halklarının hiçbiri Gök Tanrı inancını sürdüremediler. Hanın bir diğer amacı Hıristiyanların düşmanlığından kurtulmaktı. Bulgar devletinin dört bir tarafı Hıristiyan devletlerle çevriliydi.
Macarlarda aşağı yukarı aynı nedenlerle Hıristiyanlığı kabul ettiler. Fakat komşu olmamaları ve Macarların Roma’ya yakın olduklarından Katolikliği, Bulgarların İstanbul’a yakın olduklarından Ortodoksluğu kabul etmeleri, aynı soydan gelmelerine rağmen iki halkın tek millet olmalarını engelledi.
Osmanlılar Bulgar Krallığını önce matbu devlet yaptılar. 1393 senesinde krallığa son vererek Bulgar topraklarını Osmanlı devletine kattılar. Bulgarlar beş asır Osmanlı idaresinde yaşadılar. 1878’de kurulan özerk Bulgar prensliğinin yüzölçümü bugünkü Bulgaristan’ın %20’si kadardı. Bugünkü Bulgaristan’ın geri kalanı Türkler çoğunlukta olduğundan merkeze bağlı kaldı. Prensliğin Rusya’nın etkisine girmesinden çekinen Avrupa devletleri soylu bir Almanı prens olarak atadılar.
Bulgar Prensliği bağımsızlığını kazandığı 1908 senesine kadar sürekli Osmanlı aleyhine genişledi. Bulgar çetelerinin saldırılarından, taciz ve tecavüzlerinden yılan Türkler Trakya ve Anadolu’ya göç ettiler. Hem göç hem de katliamlar nedeniyle Türk nüfus azalınca, Bulgarlar birkaç vilayet hariç Bulgaristan’ın her yerinde çoğunluk oldular.
Bulgaristan’da tablo buyken Bulgarların yaşadığı diğer coğrafyada yani Makedonya’da durum daha farklıydı. Bugün Yunanistan’a bağlı olan Selanik merkezli Güney Makedonya’da Türkler en kalabalık halktı. Türklerden sonra Yahudiler, Rumlar, Bulgarlar ve Arnavutlar geliyordu. Türkiye’de Selanik ve çevresinden gelenlerin dönme olduğu sanılır ama Sebatayistler nüfusun %2’si kadardı. Güney Makedonya’daki Bulgarlar burada tutunamadılar ve peyderpey Bulgar Prensliğine göçtüler.
Bugünkü Makedonya Cumhuriyeti’nde Türkler az farkla da olsa en kalabalık halktı. Türkleri Bulgarlar ve Arnavutlar takip ediyordu. Yunanlar, Romenler, Sırplar ve Bulgarlar çoğunlukta oldukları coğrafyalarda özerk veya bağımsız olmuşlar sonra topraklarını genişletmişlerdi. Bu süreçte milliyetçilik belirleyici olmuştu.
Makedonya’da nüfusun %25 kadarını teşkil eden Bulgarlar, çoğunlukta olmadıklarından, Bulgar milliyetçiliği yaparak bağımsızlıklarını kazanamazlardı. Nüfusun %70’ini oluşturan ve Müslüman olan Türklerin, Arnavutların ve Çingenelerin kendilerine karşı birleşmesine yol açarlardı. Bulgar aydınları bu nedenle bilinçli olarak ‘’Makedonya milliyetçiliği fikrini’’ ileriye sürdüler.
Bu fikre göre Makedonya bu topraklarda yaşayan halkların ortak vatanıydı. Bu halklara mensup olanlara Makedonyalı anlamına gelen Makedon denmeliydi. Makedonlar hep birlikte Makedonya’nın kalkınmasına, gelişmesine ve zenginleşmesine çalışmalıydı. Türklerin ve Arnavutların tepkisini çekmemek için bağımsızlık ana tema olmamalıydı.
Bulgar aydınları iyi niyetli bazı Türkler ve Arnavutlar üzerinde de etkili olan bu görüşleri savunurken, Bulgar gençler, Bulgaristan’dan gelen tecrübeli teröristlerin rehberliğinde çeteler kurarak silahlandılar. Müslüman köyleri basmaya ve katliamlar yapmaya başladılar. Katliamlar ve göç Bulgaristan kadar olmasa da Makedonya’daki Türk ve Müslüman nüfusu azalttı.
Balkan savaşlarında Makedonya Sırbistan’ın payına düştü. 1. Dünya Savaşından sonra Sırp, Hırvat ve Slovenler birleşerek Yugoslavya Krallığını kurdular. Makedonya bu krallığın bir parçası oldu. Sırp Krallığı ve Yugoslavya birinci ve ikinci savaşlara İngiltere-Fransa ve Rusya’nın, Bulgar Krallığı Almanya’nın yanında katıldığından birbirleriyle savaştılar. Aralarına kan girdi. Halklar düşmanlaştılar.
Bu nedenle Makedonya’da Bulgar olmanın ‘’Bulgar’ım’’ demenin maliyeti yüksek olacağından Bulgarlar ‘’Makedon’uz’’ demeye ve Makedonya milliyetçiliği yapmaya devam ettiler. Belgrat’ta bu siyaseti destekledi. Okul kitaplarıyla, filmlerle, romanlarla kısaca tüm imkanlar seferber edilerek Makedonların Slav kökenli ayrı bir halk olduğu propagandası yapıldı. Makedonya’da konuşulan Bulgarca Bulgaristan’da konuşulandan farklılaştırıldı.
Özetle Slavlaştıktan sonra Türk düşmanı olsalar da Türklere büyük zulümler yapsalar da Bulgarlar ve bugün Makedon denilen Makedonyalı Bulgarlar aslen Türk’tür. Bulgaristan’da Macaristan’daki seviye ile mukayese edilecek düzeyde olmasa da akademik çevrelerde ‘’Biz Türk’üz’’ tespiti dillendirilmeye başlandı. Türkiye Bulgar Türkleri Akademisini kurmalı. Bulgarların dolayısıyla Makedonların Türk olduğu bilimsel olarak ortaya koyulmalı. Bu gerçeklik eşzamanlı olarak popülerleştirilmeli.
Türk yerine Türkiyeli tabirini koymayı düşünenler, savunanlar, Makedonya’da yaşananlardan ders almalı. Bugün Makedonya’da ‘’Ben Makedon’um’’ diyen bir tane Türk, Arnavut veya Çingene bulamazsınız. Ama Bulgarların hepsi ‘’Makedon’uz’’ diyorlar ve Bulgar olduklarını unutmuşlar.
Kaldı ki Makedonya’daki Türk ve Arnavutların Bulgarlarla Osmanlı, Yugoslavya ve Makedonya vatandaşı olmak dışında müştereği yoktu. Yakın zamanlara kadar, yüz binlerce Türk ve Arnavut aile kurmuşken, bir Türkün veya Arnavut’un bir Makedon’la evlenmesi yok denecek kadar azdı. Oysa Kürtler Türk milletiyle kaynaştılar, bütünleştiler. Türk milletinin bölünmez bir parçası haline geldiler. Dolayısıyla üst kimlik ‘’TÜRK’’ olmalı.


