Irak’ta bir dönem kapanıyor
Irak’ta uzun süredir güvenlik güçleri dışındaki silahlı unsurların tasfiye edilmelerine uğraşılıyor. Tasfiyeden kasıt, milislerin orduya katılmaları veya silahlarını bırakarak sivil hayata dönmeleri. Bu olmadan Irak gerçek bir devlet olamaz. Toplumsal barış sağlanamaz. Batının finanse etmeye hazır olduğu Kalkınma Yolu, enerji nakil hatları, enerji sahalarının işletilmesi ve su dağıtım kanalları gibi Türk ekonomisine büyük katkı sağlayacak devasa projeler hayata geçirilemez.
Haşdi Şabi, PKK, PJAK ve YBŞ’nin silahlı güçleri tasfiye edilecek. Sünni aşiretler ağır silahlarını orduya teslim edecekler. Mensupları orduya katılabilecek. KDP ve KYB’ye ait peşmerge güçleri önce birleşecekler sonra orduya katılacaklar. İşgalci devletler yani ABD ve Türkiye, askerlerini çekecekler. Böylece Irak’ta ordu dışında silahlı unsur kalmayacak. Plan bu.
Haşdi Şabi, mensuplarının yaklaşık yarısı orduya katıldıktan veya silah bıraktıktan sonra süreci durdurdu. Zira onlara göre diğer unsurlar alınan kararlara uymuyordu. Haşdi Şabi’nin durması, planın çökmesi demek. Zira altmıştan çok örgütün çatı yapılanması olan Haşdi Şabi’nin, ordudan fazla mensubu var.
Üyelerinin çoğu İran’a bağlı olsa da Haşdi Şabi’nin bünyesinde Sadr’a bağlı olan İran karşıtı Şiiler, Sünniler, Yezidiler, Hıristiyanlar ve Alevi Şebekler (Kürtleşmiş Türkler) var. İki yüz bin milisin takriben otuz bini Şii Türkmen. Silah bırakanların çoğu Sadır taraftarı.
‘’Amerika’nın işgali altındaki İran’da Haşdi Şabi neden ve nasıl kuruldu?’’ sorusu akıllara gelecektir. Haşdi Şabi DEAŞ Irak’ın üçte birini ele geçirip, Musul’u başkent ilan edince kuruldu. Amerika, Sünnilerle, kendi askerinin yerine Şiilerin savaşmasını tercih etti.
Türkiye Irak’tan PKK silah bırakmadan çekilmez. PKK yasa çıkmadığı için silah bırakmadı. Sünni aşiretler ağır silahlarını ‘’Bizi kim koruyacak?’’ endişesiyle teslim etmedi. KDP-KYB düşman kardeşler. Birbirlerinden de Araplardan da korkuyorlar. Sadece Beyaz Saray orijinal plana sadık kalarak, 30 Eylül’de Irak’tan çekilmek üzere hazırlıklarını sürdürüyordu.
Nitekim Amerika 30 Eylül’de Irak’tan son askerlerini çekti ve son üssünü kapattı. Bu tarih Egemenlik Bayramı olarak ilan edilerek dört gün resmi tatil verildi. Şiiler sokaklarda şenlikler yaparak kutladılar Amerika’nın gidişini. Sünniler nötrler zira artık Türkiye ve Suudi Arabistan daha etkili olduğundan, sorun yaşamayacaklarını düşünüyorlar.
Kürtler tedirginler hatta korku içindeler. ABD gidince IKBY’nin kurulmasını sağlayan koruma kalkanını kaybettiler. Artık uçuşa yasak bölge de yok. ABD beraberinde Patriyotları da götürdü.
New York’ta Irak başbakanıyla varılan mutabakatın gereği olarak, geçen hafta Türk ordusu Başika ve Zelkan askeri üslerini boşalttı. Sincar’ı kontrol eden YBŞ orduya katıldı. DEAŞ saldırdığında, Barzani’ye bağlı peşmergeler Sincar’dan silah atmadan, Yezidileri kaderlerine terk ederek çekilmişlerdi. DEAŞ, genç Yezidileri pazarlarda köle ve cariye olarak satmıştı.
PYD Suriye’de DEAŞ’la savaş başlattığında, PKK’da Sincar’daki DEAŞ’lılara saldırdı. DEAŞ’ın asıl kuvvetlerini Suriye’ye sevk etmesinden istifade ederek ele geçirdiği Sincar’da, aynı ‘’Rojova’’ gibi özerk bölge ilan etti.
PKK, 2025 yılında, Terörsüz Türkiye çerçevesinde, on yıldan uzun süre yönettiği Sincar’ı Yezidilerden oluşan YBŞ’ye devrederek Kandil’e çekildi. Yezidilerin Türkiye’yle sorunları yok ama PKK’ya büyük sempatileri var. Özellikle gençler Apocu.
Sincar, Kuzey Irak ile Kuzey Suriye arasındaki yani iki ülkedeki Kürtleri birbirlerine bağlayan sınırı ve kapıyı kontrol ediyor. PYD fesih edilene ve PKK Kandil’e çekilene kadar sınırın iki yanındaki PKK’lılar arasında köprü görevi görüyordu.
Türkiye’nin Irak sınırı IKBY ile. Türkiye ile merkezi yönetimin kontörlündeki toprakların arasında Ovaköy sınır kapısında son bulan dar bir koridor var. Sincar orduya geçtiğinde Türkiye ile merkezi yönetimin arasında da sınır olacak. Bu nedenlerle ordunun yanında KDP, KYB ve Haşdi Şabi de Sincar’ı ele geçirmek istiyorlardı. PKK, fiili durumun devam etmesini hedefliyordu.
Musul yakınlarında olan Başika ve Zelkan üsleri, DEAŞ’ın ve İran taraftarı Malikinin Musul’a saldırmasını önlemek amacıyla kuruldular. DEAŞ etkisini kaybettikten ve Maliki devrildikten sonra bu kamplardaki asker sayısı minimuma düşürülmüştü.
Sadr, ABD çekilince, Haşdi Şabi’deki mensuplarını orduya katılmaya çağırdı. Haşdi Şabi silah bırakma sürecini başlatacağını ve 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlayacağını duyurdu. KDP ve KYB, peşmergelerini birleştirdiklerini ilan ettiler. YBŞ kendini fesih ederek orduya katıldı. PKK’nın çerçeve yasanın çıkmasından sonra başlattığı silah bırakma sürecinde istenen seviyeye gelmediğini, 30 Eylül’de toplanan MGK’nın ‘’teyit ve tespit’’ kararı almamasından anlıyoruz.
Sanmayın ki bu kararlar Amerika askerlerini çektiği ve Türk ordusu iki kampı boşalttığı için alınıyor. Bu kararlar musluğun başında ABD olduğu için alınıyor. Irak’ın petrol ve gaz ihracat bedelleri FED’e geliyor. FED Bağdat’a, her ay onayladığı ödemeleri gerçekleştirecek kadar tutarı havale ediyor. Bağdat sadece Amerika’nın onay verdiği ödemeleri yapabiliyor. Mesela ordu mensuplarının maaşları aksamazken peşmergelerin, Haşdi Şabi ve aşiret mensuplarının maaşları üç aydır ödenmiyordu. Haşdi Şabi eskisi gibi İran’dan para alamıyor.
IKBY’nin yaptığı ihracatların bedelleri de FED’e geliyor. FED’den Bağdat’a gidiyor. Bağdat maaşları, ihale bedellerini ve yüksek tutarları direk ödüyor. IKBY hesabına Amerika’nın ve Bağdat’ın uygun gördüğü cari harcamaları karşılayacak kadar tutar gönderiliyor. Yani Erbil Bağdat’a muhtaç. Bağdat üç ay para göndermese halk isyan eder.
Bağdat sanıldığının aksine FED sisteminden son derece memnun. Zira bu sistem sayesinde IKBY ve Haşdi Şabi üzerinde etkililer. İran’a para kaptırmıyorlar. Rüşvet, iltimas, yolsuzluk ve hırsızlık çok azaldı. Bu sistem Irak yöneticilerine, İran’a rağmen, Batıyla ve Arap devletleriyle ilişkilerini geliştirme imkanı sunuyor.
Ankara’da istediği projelere kaynak aktarılmasını sağlayabildiği için bu sistemden hoşnut. (Hürmüz kapatılınca gelirler azaldı ve projeler durduruldu.) Amerika bu sistemden o kadar memnun ki aynısını Venezüella’da kurdu. Amerika’nın Irak’tan aynı Suriye gibi çıkarlarını, gelirlerini ve kurduğu düzeni güvenceye alarak, sadece askeri olarak çekildiği ve bu siyasetini diğer ülkelerde de sürdüreceği aklımızın bir köşesinde olmalı.
