Seçimlerden sonra Türk-ABD ilişkileri
Trump seçimlerde tahmin ettiğimizden de büyük bir hezimet yaşadı. Amerikalıların tabiriyle o artık, bir ‘’topal ördek.’’ Trump hem Türkiye’ye hem de Türkiye’nin hasımları olan İsrail ve Yunanistan’a yakın bir başkan. Trump’ın gücünün azalması ülkemizi derinden etkileyecek.
Trump’ın dış siyasetinde İsrail dışında büyük değişiklik olmaz. Suriye, Irak, Libya politikaları aynen devam eder. İsrail’e verilen desteğin azalması Türkiye’nin lehine olur. Trump, 2024 seçim kampanyasında vadettiği gibi, iç meselelere yoğunlaşmaya çalışacaktır. Demokratlar açacakları soruşturmalarla, çıkaracakları kanunlarla, hükümetin sunduğu yasa tekliflerini ve bütçeleri reddederek, Trump yoracaklar. Bu gelişmeler hareket alanımızı genişletir.
Trump, hayat pahalılığını azaltmak için, yükselttiği gümrük vergilerini düşürecektir. Bunu o yapmazsa, kongre yapar. Zira seçimlerde en çok gündeme gelen konu, fiyatlardaki yükselmelerdi. Fiyatları eski seviyesine düşürmek için vergileri indirmek zorundalar. Vergiler inerse Amerika’ya olan ihracatımız artar. Bu konuda seçici olurlar ve Çin’e uygulanan vergileri sabit tutarken, diğer ülkelere tatbik edilenleri eski seviyesine çekerlerse ihracat rekoru kırarız.
Fiyatları düşürmek için yapılması gereken diğer hamle Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının hiçbir kısıtlama olmadan seyrüsefere açılmasıdır. Bunun barış içinde, İran’la anlaşarak yapılması ilişkilerimizi olumlu etkiler. Bunun İran’a saldırarak, rejimi değiştirerek yapılmaya çalışılması, Türkiye açısından büyük riskler doğurur.
ABD ve İsrail, Kürt örgütlerini bağımsız veya özerk devlet sözü vererek devrim muhafızlarının üzerine sürebilir. İran’ın bölünmesi gündeme gelebilir. Devlet Beyin bu ihtimali gördüğü için, ‘’PJAK’ta silah bırakmalı’’ ifadesini tekraren kullandığını düşünüyorum.
PKK aynı nedenle silahları bırakmayı yavaştan alıyor. Suriye’de yapamadıklarını İran’da yapmak isteyecekler. İran’da 7-8 milyon Kürt var. Kürtler üç bölgede baskın çoğunluklar. Sünni olduklarından rejime muhalifler. Kürt örgütleri bu nedenlerle İran’da Suriye’den daha avantajlı olduklarını düşünüyorlar.
Ankara böyle bir gelişmeyi kabul edemez. Eğer Kürt örgütleri püskürtülürse müdahale etmez. Ama Kürt örgütleri üstün gelirler ve devletleşme süresinin ucu gözükürse, Türk ordusu müdahale eder. Esad, muhalifler güçlenerek büyük şehirleri ele geçirince, askerlerini kurşun sıkmadan Kuzey Suriye’den çekmişti. Tahran’da Türkiye ile Kürt örgütleri, dolayısıyla ABD karşı karşıya kalsın diye, Kürtlerin çoğunlukta olduğu eyaletlerdeki askerlerini çekebilir.
Çözülmesi için senatonun onayına ihtiyaç olan sorunlarımızın hiçbirinde mesafe alamayız. Seçimlerden evvel temsilciler meclisinde ve senato da cumhuriyetçiler çoğunluktaydı. Trump sorunlarımızı çözmeye istekliydi. Buna rağmen sadece KAAN’ın motorlarının ve 40 adet F-16’nın alınması onaylandı. KAAN’ın motorlarını satın alırız. F-16’ları hala almak istediğimizi sanmıyorum. İstiyorsak alabiliriz.
Cumhuriyetçiler kongrenin her iki kanadında da ekseriyetteyken ve Trump çok güçlüyken kalkmayan CAATSA yaptırımları artık kalkmaz. Hangardaki 6 adet F-35’imizi alamayız. F-35 projesine geri dönemeyiz. Kongreden lehimize herhangi bir karar geçmez.
Kongre üyelerinin İsrail’e mesafeli olmaları Türkiye’ye sıcak baktıkları anlamına gelmiyor. Zayıflamışta olsa hala etkili olan Yahudi lobisine ilaveten Rum, Ermeni ve Hint lobileri var güçleriyle aleyhimize çalışıyorlar. Bu dörtlü Amerika’nın en tesirli lobileri.
FETÖ Amerika’da eskisi kadar olmasa da hala güçlü. Seçimlerde binlerce FETÖ’cü organize oluyor. Adayların tamamını destekliyorlar. Her adayın ofisinde üç beş tane FETÖ’cü genç, aday olduğu günden seçim sonuçlarının açıklandığı tarihe kadar gece gündüz çalışıyor. Kim kazansa FETÖ kazanıyor. Zor zamanında ücret almadan, hatta sponsor bularak senatör ve milletvekilinin yanında yer tutan FETÖ’cüler, doğal olarak karar süreçlerinde etkili oluyorlar.
Ankara’nın, Trump’ın hezimet yaşayacağını ve/veya kongreden Türkiye ile ilgili kararları geçiremeyeceğini öngördüğünü ve buna hazırlandığını düşünüyorum. Bedir Zaptının konusu savunma sanayinde iş birliği yapmak. Türkiye’nin geliştirdiği ve yürüttüğü projelere, Katar finansör, Pakistan ile Endonezya ortak-üretici ve müşteri olacak.
Mekke Anlaşmasında da savunma sanayinde iş birliği yapılacağıyla ilgili maddeler var. Ankara bu anlaşmalarla başta KAAN olmak üzere finansman sıkıntısı nedeniyle yavaş yürüyen projeleri hızlandırmayı planlıyor. Böylece F-35’in alınamamasından doğan boşluk doldurulacak.
2027’de gerçekleşmesi beklenen Kore seyahati bu sebeple öne alındı. Kore iddialı bir motor üreticisi. Altay motorlarını Kore’den alıyoruz. Ordumuz teslim edilen tankların performanslarından memnun. Uçak motorlarında da Kore ile iş birliği yapacağız. Gelecekte her türlü askeri aracın motorunun Türkiye’de kurulacak ortak bir fabrikada üretilmesi planlanıyor.
Seçimlerin en önemli sonucu, sadece kısa vadede değil uzun vadede de ABD-İsrail ilişkilerinin düzeyinin düşmesine yol açması olacak. İsrail hem Amerikalıların hem de Avrupalıların desteğini kaybetti. Bu kayıp seçimler yapıldıkça ülkelerin yönetimlerine de yansıyacak.
Bu İsrail açısından olabilecek en kötü gelişme. İsrail askeri, ekonomik ve teknolojik olarak zayıflayacaktır. Netanyahu ve Trump muhtemelen İran’a saldıracaklar. Ama bu son saldırı olacak. ABD ve Avrupa’nın himayesini kaybeden İsrail, saldırgan politikalar sürdüremez. Yoluna Netanyahu ile devam edemez. İsrail’in zayıflama sürecine girmesi ve makule dönmesi, otomatik olarak Türkiye’nin güçlenmesi ve Ortadoğu’nun normalleşmesi demek.
Orta ve uzun vadede ‘’ABD’nin dünyanın jandarmalığından’’ vazgeçmesi eğilimi kuvvetlenecek. Trump 2024 seçimlerinde bu vaatte bulunarak oy patlaması yaptı. 2026 seçimlerindeyse vaadinin tam tersini yaptığı için büyük fark yedi. Siyasetçiler bu mesaja kayıtsız kalamazlar. Bu münasebetle orta vadede Ortadoğu’da barış, istikrar ve huzurun sağlanmasına her zamankinden daha yakınız.
