Yeni Parti Yeni Mi?
Özel ve arkadaşları, CHP’de takip ettikleri çizginin aksine, Yeni Partiyi çok güzel mesajlar vererek kurdular. Partinin Lozan’ın yıl dönümünde kurulması, kuruluş dilekçesi verildikten sonra Hacı bayram camiinde Cuma namazının kılınması ve camiden birinci meclise yürünmesi iyi düşünülmüş eylemlerdi.
Cumartesi günü Anıtkabir’in ziyaret edilmesi ve amblemde Türklükle özdeşleşen kırmızı ve beyaz renklerin kullanılması, verilmek istenen ‘’Milli ve manevi değerlerimize, cumhuriyete, demokrasiye ve Gazi’ye bağlıyız’’ mesajını güçlendirdi.Kutuplaşmaya değil bütünleşmeye her şeyden çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde güzel bir başlangıç yaptı Yeni Parti.
Dinimiz, tarihimiz, milli ve manevi değerlerimiz, demokratik cumhuriyet ve Atatürk, milletimizin dolayısıyla bütün partilerin müştereği olmalı. Partiler ekonomik, sosyal, siyasal, kalkınma programlarıyla ve önerdikleri dış, güvenlik, enerji, tarım, eğitim ve sağlık politikalarıyla birbirinden ayrışmalı.
Bu olursa vatandaşlar partilere, takip ettikleri program ve politikalardan memnuniyetlerine göre oy verirler. Milli ve manevi değerler, dinimiz, tarihimiz, Osmanlı ve Atatürk günlük siyasetin konusu olmaktan çıkar. Böyle olursa devlet adamları daha çok çalışır. Haksız rekabet ortadan kalkar. Zira kimse dindar veya Atatürkçü diye oy alamaz. Başarılı olan ve hizmet üreten seçimleri kazanır. Başarısız olan emekli olur.
İnsan, bu kadar güzel bir başlangıç yapanlarla CHP’de ergen militanlar gibi davrananların aynı kişiler olduklarına inanamıyor. Siyasal tarihimizde bir sürü parti kapatıldı. Mesela Refah kapatıldığında birinci partiydi. Kimse genel merkezi işgal etmedi. ‘’Partiyi boşaltmayız’’ demedi. Ak Parti iktidardayken kapatma davasına muhatap oldu. Tayyip Bey ‘’Kararı tanımayız’’ demedi. AYM Ak Partiye yapılan hazine yardımını kesti. Hazineden sorumlu bakan Ak Partiliydi. Karar neyse ses çıkarmadan uyguladı.
Tayyip Bey hapis cezası aldığı için belediye başkanlığından düşürüldüğünde direnmedi. Belediye binasını işgal ettirmedi. Vatandaşlar, işlerine gelmeyen ve hoşlarına gitmeyen mahkeme kararlarına da uymakla mükelleftir. DEM Partiden önce kurulan Kürtçü partiler kapatıldı. Onlar bile polisle, jandarmayla yaka paça olmadılar. Kaldı ki savcılıklar resen soruşturma açmamışlar. Kurultay’dan şikayetçi olanlar CHP’li. Hem de değişimci CHP’li. Lütfü Savaş’ın sürece katılması daha sonra.
Türkiye’de Mutlak Butlan kararına kadar mahkeme kararına direnen olmadı. Zira milletimiz kavgayı, gürültüyü sevmez. Hele polisle, askerle itiş kakışı hiç sevmez. Genel merkezin, il ve ilçe başkanlıklarının zarar verilerek, kavga ve gürültü çıkarılarak boşaltılması, demirbaşların ve kasadaki paraların götürülmesi, partinin sosyal medya hesaplarının çalınması, kira kontratlarının değiştirilmesi, görülmüş duyulmuş şeyler değil. Ekrem Beyin bastırması sonucunda benimsendiği söylenen bu tavır, Özgür Bey ve ekibinin imajına zarar verdi.
Yeni Parti Özgür Beyin ‘’Gömleklerimizi çıkarmadık’’ ifadesine göre yeni değil. Zaten on üç seçim yenilgisinde Kemal Beyin sağında, solunda olan Bülent Tezcan, Tuncay Özkan, Tekin Bingöl, Vali Ağbaba ve Seyit Torun gibi isimlerin vitrindeki yerlerini korudukları bir parti nasıl yeni olabilir?
Yeni olmayan bir partiye yeni isminin verilmesinin nedeni,CHP’ye oy veren kitleyi kaybetmeden yeni kesimlere açılmayı planlamaları. Gömlekler metaforu, kurucuların hepsinin CHP milletvekili olması, il ve ilçe başkanlarının CHP’li başkanlardan atanması CHP tabanına, Yeni Parti ismi CHP’ye soğuk bakan kitlelere mesaj. Önümüzdeki günlerde CHP ile özdeşleşmeyen isimler de yeni imajını parlatmak amacıyla partiye katılacaklar.
Kurulacak partiyle ilgili olarak, Ekrem Beyle Özgür Beyin farklı düşündükleri konularda Özgür Beyin dedikleri oldu. Değişimcilerde asıl yenilik bu. Değişim hareketini başlatan ve yakın zamana kadar yöneten Ekrem Beydi. Özgür Bey, Ekrem Bey İBBB olduğu için onun yerine vekaleten genel başkanlık yapıyordu. Lider Ekrem Beydi. Özgür Bey Ekrem Beyin A Takımında yer alan siyasetçiler içinde eşitler arasında birinciydi.
Seçim sonuçları, Saraçhane mitingleri ve devamında gösterdiği performans, Mutlak Butlan kararının sonrasında TOMA’nın üzerine çıkması, genel merkezden meclise yağmur altında sırılsıklam yürümesi, sokak buluşmaları, bulduğu sandalyenin üzerine çıkıp konuşması gibi eylemler Özel’i genel başkanlıktan liderliğe taşıdı.
Ekrem Bey sağ kökenli isimlerin kurucu olmasını, yıpranan CHP’li vekillerin vitrinde olmamasını istiyordu. Sadece CHP’li vekiller kurucu olabildi. Ekrem Bey partiye İstiklal ve Değişim isimlerinden birinin verilmesini istiyordu. Yönetimde yolsuzluk dosyalarında ismi geçenlerin yer almaması gerektiğini düşünüyordu. CHP ile bağın kopartılarak tarihi bagajdan kurtulmak gerektiği kanaatindeydi. Hatta başlangıçta tutuklanma ihtimali kuvvetli olduğundan ki hala öyle, Özgür Beyin yerine Zeynel Emre’yi önermişti. Bunların hiçbiri olmadı.
Yeni Parti liderinden sade üyesine CHP ile kavga etmeyi bırakırsa, iyi bir kadro kurarak, Türkiye’nin meselelerine konsantre olursa ve milletin karşısına çözüm önerileriyle gelirse yeni olur. Özgür Bey CHP genel başkanı seçildiğinde gölge kabine kurmuştu. Allah aşkına gölge bakanlardan birinin ismini hatırlıyor musunuz, herhangi bir soruna bir çözüm önerisi getirdiklerini duydunuz mu? Oysa iktidarın yolu buradan geçiyor.
Millet sorunları çözeceğine inandığı liderin peşine düşer. Kavga eden, çekişen, itiş kakış yapanlara mağdur bile olsalar itibar etmez. Demirel 1991, Erdoğan 2002 seçimlerini bu stratejiyi uygulayarak kazandı. Ahali Demirel’i Bilgiç’e, Özal’ı Sunalp’a, Ecevit’i İnönü’ye, Erdoğan’ı Baykal ve Kılıçdaroğlu’na bu nedenle tercih etti.
Özgür bey macera peşinde koşmamalı. Denenen ve sonuç alınan yöntemi aynen tatbik etmeli: Yeni Parti milletin değerleriyle ters düşmemeli. Üretken, çalışkan ve çözüm odaklı olmalı. Bunlar olursa başarı kazanılır.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alp Demir
İlerleyen günlerde bu Yeni CHP içinde, İmamoğlu Özel kavgasına da şahit olacağız. O kavga alttan alta var zaten, bakalım kim üste çıkacak. Altta kalan eski CHP'ye geri dönmek isteyecek. Bütün bunlar olurken de AKP baskın bir seçime gitmeye kalkabilir ve kalkacaktır. Böylece CHP bir kez daha iktidarı AKP'ye kaptırır. AKP en başından beri varlığını CHP'ye borçlu zaten. CHP'nin hatalarıdır AKP'yi var eden. Ne yazık ki bu kısır döngü bir türlü değişmiyor. Bunu değiştirebilecek yegane güç Türk Milliyetçilerinin birleşmesi ve ana muhalefeti CHP'nin elinden almasıdır.
