Köşe Yazısı

Zambaklar

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 3

Mesele bataklık değil, zambaktır.

Çünkü her millet, kendi beyaz zambaklarını yetiştirebildiği kadar yükselir.

Bazı kitaplar okunur ve rafa kaldırılır.

Bazıları ise insanın zihnine yerleşir; düşünme biçimini değiştirir.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde benim için ikinci grupta.

Boşuna değildir... Mustafa Kemal Atatürk'ün bu kitaba büyük önem verdiği ve eğitim anlayışı açısından değerli bulduğu bilinir. Bu yüzden yıllardır bu eserin neden bu kadar önemli görüldüğünü daha iyi anlıyorum.

Çünkü kitap, suçu başkalarında aramıyor.

Acı ama gerçek bir aynayı önümüze koyuyor.

Hiçbir yönetici, gökten zembille inmiyor. Bir toplum nasılsa, onu yönetenler de  o toplumun içinden çıkıyor. Elbette her milletin bağrından bir dâhi de çıkar, bir zalim de... Asıl mesele, hangisini çoğaltacak iklimi oluşturduğumuzdur.

İşte o iklimin adı eğitimdir.

Ama eğitim; diploma dağıtan bir sistem değildir.

Ben yıllar önce şöyle demiştim:

"Diploma gerekliliktir ama yeterlilik değildir."

Bugün aynı cümlenin yanına şunu eklemek istiyorum:

Eğitim, insana sadece meslek değil; akıl, vicdan ve muhakeme kazandırmalıdır.

Aksi hâlde bilgi çoğalır ama bilgelik eksilir.

Geçtiğimiz günlerde bir video izledim. Bir din görevlisi, kadının çalışma hayatına ilişkin görüşlerini paylaşıyordu.

Ve bu gibi videolar sıkça karşımıza çıkıyor. İnsanın yüzüne, istemsizce hüzünlü bir tebessüm yerleşiyor.

Yıl 2026...

İster istemez şu soruyu soruyorum:

Biz gerçekten geleceği mi inşa ediyoruz, yoksa geçmişin tartışmalarını bugüne mi taşıyoruz?

Oysa Beyaz Zambaklar Ülkesinde, din adamlarına bambaşka bir sorumluluk yüklenir. Halkın arasına inmeleri, cehaleti değil bilgiyi büyütmeleri, insanları ayrıştırmak yerine geliştirmeleri istenir.

Çünkü toplumlar bilinçle yükselir.

Elbette beyaz zambaklar gerçekte bataklıkta açmaz. Buradaki bataklık ve zambak, zorlukların içinden doğan umudu anlatır.

O, umudun simgesidir.

En ağır şartlarda bile ayağa kalkabilen bir milletin simgesidir.

Bugün hepimiz daha güzel bir ülke istiyoruz.

Peki o ülkenin zambaklarını yetiştiriyor muyuz?

Çocuklarımıza ne öğretiyoruz?

Sorgulamayı mı?

Ezberi mi?

Bilimi mi?

Önyargıyı mı?

Çünkü yarının yöneticileri, bugünün sınıflarında yetişiyor.

Bu yüzden ülkenin geleceği seçim meydanlarından önce okul sıralarında yazılıyor.

Eğer hâlâ Beyaz Zambaklar Ülkesinde'ni okumadıysanız, sadece bir kitap okumayacaksınız.

Bir milletin nasıl ayağa kalkabileceğini, bataklıktan nasıl zambak çıkarabileceğini okuyacaksınız.

Belki de asıl soru şudur:

Biz bataklığı konuşmaya devam mı edeceğiz...

Yoksa zambakları koparmak yerine, yenilerini yetiştirmeye mi başlayacağız?

Saygıyla selamlıyorum

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Sedat Türe

    Makale; şikayet etmek veya "bataklığa" (mevcut sorunlara) odaklanıp umutsuzluğa kapılmak yerine, aklı, bilimi, vicdanı ve gerçek eğitimi merkeze alarak o bataklıktan "zambaklar" (nitelikli ve erdemli nesiller) yetiştirmemiz gerektiğini savunan, toplumsal özeleştiri niteliğinde güçlü bir metindir.

  • Sedat Türe

    Yazının belkemiğini kitabın adından alınan "bataklık" (zorluklar, cehalet, geri kalmışlık) ve "beyaz zambak" (umut, aydınlanma, ideal insan) metaforları oluşturmaktadır. Yazar, bu zıtlığı çok net bir şekilde günümüz Türkiye'sine veya modern toplumlara uyarlamıştır. Teşekkürler..

  • Elif Aldatmaz

    Mutlaka zambaklarin yetişmesi için çabalıyoruz .

Bu Yazıyı Paylaş