Köşe Yazısı

Zelzele-i Memleket

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
3 dk Sesli Dinle 1

17 Ağustos 1999...

Dün gibi.

Yıllar geçiyor ama o gece hafızalardan silinmiyor. Silinmesin de...

Allah, 17 Ağustos'ta ve bütün depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet eylesin.

Deprem rahmettir.

Deprem ayettir.

Yeryüzünün şekillenmesi için gerekliliktir.

Depremi engelleyemeyiz. Fayın hareketine "dur" diyemeyiz.

Ama deprem öldürmez.

Kötü yapı öldürür.

Çalınan malzeme, eksik demir, kalitesiz beton, denetimsizlik, "hadi olsun bitsin" anlayışı öldürür.

Her depremde aynı şeyi söylüyoruz.

Sonra unutuyoruz.

Asıl mesele de biraz burada başlıyor.

Çünkü bazı zelzeleler toprağın altında değil, hayatın tam ortasında yaşanıyor.

Ve onların da enkazı var.

Sadece altında kalanları göremiyoruz.

Çocuk işçiler var mesela.

Çocukluğunu çalışarak tüketen, eğitiminden, oyunundan, hayallerinden eksilen çocuklar...

Onların yaşadığı da bir zelzele değil mi?

Gülistan Doku var.

Bir insanın kayboluşunun ardından yıllar geçmesi, soruların cevapsız kalması, hafızanın zamanla susturulmaya çalışılması...

Bu da unutulmaması gereken bir zelzele değil mi?

Ekonomik şartlar var.

Her gün biraz daha ağırlaşan hayatlar, geçim derdi, borç, kira, mutfak hesabı, emeğinin karşılığını alamayan insanlar...

Çünkü ülkede yalnızca faylar sarsılmıyor.

Her gün başka bir yerimiz sallanıyor.

Etiketler değişiyor, zamlar geliyor.

Bir gün başka bir fiyat, ertesi gün başka bir fiyat.

Bugün konuştuğumuzu yarın unutuyoruz.

Gündem sürekli değişiyor.

Bir bakıyorsunuz cemaat...

Bir bakıyorsunuz başka bir yapı...

Yıllarca büyümüş, palazlanmış, güçlenmiş.

Kimse "Bu nasıl büyüyor?" diye yeterince sormamış.

Sonra bir gün...

"Örgütmüş."

İyi de sormazlar mı adama?

Madem örgüttü, büyürken neredeydiniz?

Büyümesine kim izin verdi?

Kim görmedi?

Kim görüp sustu?

Sonra yapı büyüyünce adını değiştirip önümüze koymak kolay.

İşin zor tarafı, o yapının nasıl büyüdüğünü anlatmak.

Bizde bazen depremden sonra binanın kolonlarını değil, müteahhidini hatırlıyoruz.

Bir sorundan kurtulmak istersen kurban seç.

Peki sorun sorun olmaktan çıkar mı?

Gündem de öyle.

Sarsıntı oluyor, enkaza bakıyoruz.

Ama binayı kim yaptı, kim denetledi, kim göz yumdu?

Orası biraz sessiz...

Ve belki de en büyük sessizlik, unuttuklarımızda.

Neyse, ülke gündemini medyadan takip ediyoruz.

Şaaahaanee şeyler olmuyor değil.

Mesela bu gün sosyal medyada Özge Peker Hanım da gündemin üst sıralarında.

Doğum günüymüş.

Yüz binlerce kutlama...

MAŞALLAH!

Memleketin gündemi o kadar hassas ki, doğum günü bile zelzele etkisi yaratabiliyor.

Ne diyelim?

Nice mutlu yıllara.

Bizim memlekette gündem dediğin böyle bir şey işte...

Ama insan ister istemez düşünüyor:

Bir isim gelir, trend olur.

Bir isim gider, yenisi gelir.

Bir deprem olur, herkes konuşur.

Sonra başka bir deprem olur, eskisini unuturuz.

Bir çocuk işçi ölür, konuşuruz.

Sonra başka bir gündem gelir, onu da unuturuz.

Bir insan kaybolur, sorarız.

Sonra zaman geçer, soruların üzeri sessizlikle örtülür.

Ekonomi insanları sarsar, birkaç gün konuşulur.

Sonra alışırız.

Toplumsal deprem dediğimiz aslında

Sağlam olmayan her şeyin bir gün sarsılacağını göstermesidir.

Binaların da...

Yapıların da...

Sistemlerin de...

Gündemlerin de...

Ve hafızanın da.

Çünkü hafıza da sağlam bir temel ister.

Unuttuğumuz her acı, yarının başka bir acısına zemin hazırlayabilir.

Bugün 17 Ağustos.

Bir kez daha soralım:

Depreme hazır mıyız?

Belki bundan daha önemlisi;

Kendi yaptığımız depremlere hazır mıyız?

Belki bugün 17 Ağustos'u anmak, yalnızca o geceyi hatırlamak değildir.

Asıl mesele, memlekette yaşanan ve sonra unutulan bütün zelzeleleri hatırlamaktır.

Ne 17 Ağustos depremi unutulsun, ne zelzele-i memleket olayları unutulsun.

Çünkü deprem değil,

unutmak öldürür.

Saygıyla selamlıyorum 

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Cezzar

    Kesinlikle doğru tespit, sadece yerin sarsılması değildir deprem , her yersiz olay deprem dir.

Bu Yazıyı Paylaş