Köşe Yazısı

CHP ölümsüz mü?

Alparslan Türkoğlu
Alparslan Türkoğlu
4 dk Sesli Dinle 0

1992 yılında ‘’Kırat ölümsüz mü?’’ sorusunu vatandaşların çoğu ‘’Ölümsüz’’ diye cevaplandırırdı. Demokratlar 27 Mayıs İhtilaline, üç liderlerinin idam edilmesine ve partinin önde gelenlerinin cezaevlerine ömürlük cezalarla koyulmalarına rağmen, yollarına Adalet Partisini kurarak devam etmişlerdi.

12 Mart muhtırası, Bayar’ın, Menderes’in çocuklarının, Bilgiç ve arkadaşlarının Demokratik Partiyi kurmaları da tüketmedi Adalet Partilileri. 12 Eylül’den sonra DYP’yi kurdular ve aynı kitleye hitap eden Anavatan Partisinin iktidarda olmasına ve Türkiye’yi dönüştürmesine rağmen, 1991’de ipi göğüslediler. Demirel 1993 senesinde Özal’ın vefatı üzerine cumhurbaşkanlığına yönelmeseydi veya yerine İsmet Sezgin gibi yaşlı bir ismi değil de lider olabilecek güçlü bir siyasetçiyi önerseydi Kırat hala dört nala koşuyor olabilirdi.

Demirel’in yanlış üstüne yanlış yapması ve partinin başına davadan bihaber Çiller’in gelmesi, erime sürecini başlattı. Neticede Demokrat Parti küsurat partisi oldu. Ama 1992 yılında hiç kimse böyle olacağına ihtimal vermezdi.

CHP, 12 Eylül İhtilalinde kapatılan partilerin yeniden açılmasına izin veren yasal düzenlemeler yapılınca, 1992 senesinde yeniden açıldı. Baykal, iki kere aday olduğu SHP Genel Başkanlığını kaybetmişti. İkinci yenilgisinden sonra teşkilatlardaki ağırlığı da azalmıştı. Ona liderlik yapacağı bir parti lazımdı. Yani CHP halk talep ettiği için değil Baykal genel başkan olabilsin diye yeniden kuruldu. Nitekim CHP katıldığı ilk seçim olan 1994 yerel seçimlerinde, aynı kulvarda siyaset yapan SHP %13,6 ve DSP %8,8 oranlarını yakalarken, sadece %4,6 oy aldı.

SHP, 1989 seçimlerinde, yerel yönetimlerde iktidara gelmişti. 1991’den itibaren DYP ile hükümet ortağıydı. Sizce SHP başarılı olsaydı, CHP kurulur muydu? Diyelim ki kuruldu, vatandaş SHP’den memnun olsaydı CHP’ye oy verir miydi?

%10 barajını aşması mümkün olmayan CHP ile hızla eriyen SHP birleşerek 1995 genel seçimlerine CHP adı altında girdiler. Buna rağmen sol partilere oy veren seçmenler, CHP’yi değil DSP’yi tercih ettiler. Zira CHP sırtında yerel ve genel yönetimlerde yapılan yanlışların ve yolsuzlukların yükünü taşıyordu.

CHP muhalefette olmasına rağmen, 1995 seçimlerinde %10,7 olan oy oranını 1999 seçimlerinde %8,7’ye düşürdü. DSP ise aynı dönemde oylarını %14,6’dan %22,2’ye çıkardı. Atatürkçü, ulusalcı ve sosyal demokrat seçmenler, CHP’nin tapulu arazisi olsaydı sizce böyle mi olurdu?

1999-2002 yılları arasında iktidarda olan DSP başarılı olsaydı, CHP’deki erime süreci devam ederdi. CHP muhtemelen ANAP ve DYP’den daha önce marjinalleşirdi. Ama sol partiler iktidarda oldukları zaman hep oy kaybederler. Çünkü ülkeyi kötü yönetirler. Halk mahvolur ve ilk seçimde oyunun rengini değiştirir. DSP’de bu kuralı değiştiremedi.

Nitekim CHP oyları, 1946’da (Açık oy, kapalı tasnif usulüyle yapılan hileli seçimler) %85’ten 1950’de %39’a, 1961’de %37’den 1965’te %28’e, 1977’de %41’den 1979’da %29’a, 1991’de (SHP) %21’den, %10,7’ye (SHP+CHP) düştü.

Bu kuralın istisnaları Kıbrıs harekatından ve Öcalan’ın yakalanmasından sonra yapılan 1977 ve 1999 seçimleridir. Nitekim 1999 seçimlerinde %22,2 alan DSP, 2002’de %1,2 alabildi. Zira ülke başbakanla cumhurbaşkanının kavgası nedeniyle büyük bir ekonomik krize sürüklenmişti. Kıbrıs zaferi bile 1977 seçimlerini kazanarak iktidara gelen CHP’nin sadece bir buçuk yıl sonra %29’a düşmesini engelleyemedi.

Diğer sol partilerin ülkeyi kötü yönetmeleri ve bu süre zarfında köşede beklemesi, CHP’nin önünü açtı. 2002’den bugüne kadar muhalefette olan CHP iktidara gelmediğinden doğal olarak oy kaybetmedi. Oy kaybetmemesinin nedeni çok sadık, her durumda CHP’ye oy verecek seçmenlerin çok fazla olması değil. Öyle olsaydı 1946 senesinden 2002’ye kadar olan tablo farklı olurdu. CHP iktidara gelmediği ve sol kulvarda güçlü bir rakibi olmadığı için oy kaybetmedi. Mesela CHP’nin 2015’te %25 olan oy oranı 2019’da %22’ye düştü. Seçmenlerin %3’ü solda olmamasına rağmen İyi Partiye yöneldi.

Artık CHP’liler tarafından kurulan Yeni Parti var. Vatandaşlar rahatlıkla CHP’den Yeni Partiye yönelebilirler. Yapılan anketlerde CHP seçmenlerinin %85 kadarının Özel’i, %15 kadarının Kılıçdaroğlu’nu desteklediği gözüküyor. Bu tablo elbette değişebilir ama kendiliğinden değişmez. Kemal Bey ve ekibinin büyük performans göstermeleri ve aynı zamanda Özgür Bey ve Yeni Partinin tökezlemesi lazım.

Kemal Bey genel başkanken muhalefeti birleştirme ve yerel seçimleri kazanma hususlarında başarılı oldu. Milli görüşçüsünden aşırı solcusuna, ülkücüsünden bölücüsüne muhalif seçmen 2023’te, Kemal Bey’e oy verdi. Seçimlerde CHP %25 oy alırken Kemal Bey %48,5 aldı. 2018 yerel seçimlerinde elde edilen zafer Kemal Beyin eseridir. 2024 seçimlerinde Kemal Bey genel başkan olsaydı CHP %38 oy alamazdı. Zira Kılıçdaroğlu yıpranmıştı. Ama Kemal Beyin partiyi geniş kitlelere açma ve muhalefet partileriyle iş birliği yapma stratejisi olmasaydı da %38 alamazdı.

Yani mutlak butlan kararından önceki Kemal Beyi emsal alırsak, yüksek performans göstereceğini varsayabiliriz. Ama Kemal Bey ve ekibinin mutlak butlandan sonraki performansları berbat. Kemal Bey genel başkanken kullandığı arabaları ‘’Haram parayla alınmış arabalar’’ pankartlarıyla sergiledi CHP yönetimi.

Esnaf ziyaretlerinin hepsi danışıklı dövüş şeklinde. Önceden ayarlanmış dükkanlara gidiyor Kemal Bey. İşin kötü tarafı, böyle olduğu hemen anlaşılıyor. Düşünün 39 ilçesi olan 20 milyonluk bir şehirde 600 kişilik bir salon ücretli figüranlarla doldurulabiliyor. Siyaset kadro işi ve CHP’nin mevcut yönetimi çok zayıf. Kemal Bey A ve B takımları partiyi terk ettiğinden C takımıyla çalışmak zorunda.

Milletin oyları kimsenin cebinde değil. Bugünden Yeni Partinin de CHP’nin çekim merkezi olacağı söylenemez. İyi muhalefet yapan, projeler üreten ve ahalinin huzuruna, çözüm önerileriyle gelen kazanır.

 

Bu Yazıyı Paylaş