Köşe Yazısı

İnadına Kardeşçe Yaşamak

Serpil Güleçyüz
Serpil Güleçyüz
2 dk Sesli Dinle 0

​Hangi çiçek diğerine, “Neden sarı açtın?” diye ayıplar?

Hangi kuş, farklı öttüğü için diğerine yasak koyar?

​Doğanın muazzam senfonisinde her ses, her renk kendi varlığıyla bütünü tamamlar. Orman, ağaçların farklılığıyla nefes alır; bahçe, çiçeklerinin çeşitliliğiyle güzelleşir.

​Farklı kökenler, farklı fikirler, farklı inançlar...

Aynı gökyüzünün altında farklı hikâyeler, farklı yaşanmışlıklar, gelenekler ve farklı hayalleri olan milyonlarca insan... Farklılık bir tehdit değil, hayatın doğal ritmidir.

​Aslında sevdiğimiz, üzerine titrediğimiz ülkemiz tam da bu...

​Filozof *Voltaire*’e atfedilen şu söz, bu konuda oldukça anlamlıdır:

Söylediklerinize katılmayabilirim ama onları söyleme hakkınızı sonuna kadar savunurum.

Demokratik toplumların özü tam da burada başlar: Kendin gibi olmayanın var olma hakkını kabul etmek.

​Bugün dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de farklılıklar, çoğu zaman kutuplaşmanın malzemesine dönüşebiliyor. 

Sorun farklı olmakta değil; farklılığı bir tehdit gibi algılamakta.

​Psikolog ve düşünür Erich Fromm insanın en büyük korkularından birinin yalnızlaşmak olduğunu söyler. 

Belki de bu yüzden kendimize benzeyeni güvenli, farklı olanı ise riskli görmeye eğilimliyiz.

​Ancak olgun toplumlar, korkularını düşman üretmeden yönetebilen toplumlardır. 

Birbirimizi anlayabilmenin ilk şartı, herkesi kendimize benzetmeye çalışmaktan vazgeçmektir. 

Kabul etmek, onaylamak zorunda olmak değildir. 

Aynı düşünmek zorunda da değiliz; ama birbirimizin insanca yaşama hakkını, yaşam alanını, onurunu ve özgürlüğünü koruyabilmeliyiz. 

Çünkü nefret, karşısına yine nefret çıktığında küçülmez; tam tersine büyür.

*Martin Luther King Jr. bunu yıllar önce çok net ifade etmişti:

Karanlık karanlığı kovamaz; bunu ancak ışık yapabilir. Nefret nefreti kovamaz; bunu ancak sevgi yapabilir.

​Peki; barış, kardeşlik ve sevgiye giden yolda biz nasıl kaybolduk?

​Terör ve şiddetin en büyük besini korku ve ayrışmadır.

Teröre, şiddete ve ayrışmaya verilecek en güçlü cevap; birbirimize daha çok benzemek değil, farklılıklarımızla bir arada yaşayabilmeyi öğrenmektir. 

Teröre karşı en güçlü yanıt, korkuya teslim olmak değil; inadına kardeşçe yaşamaktır.

​Karanlıktan şikâyet edeceğimize bir mum yakmalı, o mumu da "öteki" dediğimiz kardeşimizle el ele tutuşturmalıyız.

​Çünkü dünya nefret için çok küçük, sevgi ve kardeşlik için ise sonsuz bir oyun alanıdır.

​Aynı gökyüzünün altında, farklı seslerle ama ortak bir vicdanla yaşayabilmek… 

Belki de gerçek medeniyet tam da budur.

 Nazım 'ın dediği gibi:

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,bir orman gibi kardeşçesine

Bu Yazıyı Paylaş