Özel Dönemi Bitti mi?
‘’CHP İstanbul Kongresinin iptali kararı bir dönemin bitişi mi?’’ henüz belli değil. Beni ve abimi sürekli takip eden okurlar hem İstanbul Kongresinin hem de büyük kurultayın iptal edileceğinden emin olduğumuzu bilirler. Her iki dosyada da CHP mensuplarınca sunulan çok fazla delil var. Vaziyet buyken CHP’yi yönetenler aynı yolsuzluk davalarında yaptıkları gibi kendi kendilerini kandırıyorlardı.
İl kongresi iptal edildikten sonra Özel-İmamoğlu ekibi önce il kongresinin akabinde kurultayın toplanması amacıyla imza toplamaya başladı. Kısa sürede gerekli imza sayısından çok daha fazlasına ulaştılar. Peki bu hamleler mahkemenin kararını etkiler mi? Büyük kurultayın yok sayılmasına mani olur mu? Mani olmaz. Aynen il binasında toplanmanın Gürsel Tekin’in görevi devralmasına mani olmayacağı gibi. Mahkeme kararını icra edemeyen devlete devlet denmez.
Kritik husus şu ki; delegeler Özel’i destekliyor. Yani Büyük Kurultay yapılırsa Gürsel Beyle Kemal Beyin görevde kalma süreleri çok çok kısalır. Yapılırsa diyorum zira Kemal Beye yakın delegeler kongrelerin iptal edilmeleri için mahkemeye başvuracaklardır. Kısaca CHP’nin kaderini mahkemeler belirleyecek.
Artık ayan beyan gözüküyor ki, 15 Eylül’de ya da bir sonraki duruşmada CHP kurultayı da iptal edilecek, daha doğrusu yok sayılacak. Bu karar münasebetiyle parti, kurultaydan önceki yönetime teslim edilecek. Kemal Beyin genel başkan olması kesin bir zafer anlamına gelmiyor. Zira MKYK’da ve parti meclisinde İmamoğlu ile Özel’in destekçileri hayli fazla. Partililerin ise belki %80’i belki daha fazlası Kemal Beye karşı.
Eğer olağanüstü kurultay olursa mücadelenin galibi belli: İmamoğlu-Özel ekibi. Öncelikle İstanbul il kongresinin sonuç açısından önemi olmadığını belirtmeliyim. Zira genel merkezin istediği zaman istediği il başkanını görevden alma yetkisi var. Diyelim ki mahkeme 15 Eylül’de mutlak butlan kararı verdi. Parti Kemal Beye teslim edildi. 21 Eylül’de olağanüstü kurultay olursa Kemal Beyin genel başkanlığı altı gün sürer. Diyelim ki mahkeme 15 Eylül’de karar vermedi ve ertelendi. CHP yine, yeni mahkeme tarihinden sonraki ilk hafta sonuna olağanüstü kurultay kararı alacaktır. Bu durumlarda CHP bölünmez. Zira Keman Bey ve ekibinin parti kuracak kadar tabanları yok.
Eğer 21 Eylül’de yapılması planlanan olağanüstü kurultay mahkeme tarafından iptal edilirse mücadeleyi büyük olasılıkla Kemal Bey kazanır. Türkiye’de parti içi demokrasi olmadığından, çok çok az olan istisnalar dışında, parti içi mücadelelerden genel başkanlar zaferle çıktılar. İki sene önce istisnalardan birini yaşayan Kemal Bey, bu sefer ipini sağlam kazığa hatta kazıklara bağlar.
Kemal Bey, kendisine ve yönetime gelme şekline olan itirazları kırmak için Mansur Beyi cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edecektir. Yolsuzluktan yargılananları bugünkü gibi sahiplenmeyecektir. Belki ‘’Aklanın gelin’’ diyemez ama mitingler ve ardı arkası kesilmeyen cezaevi ziyaretleri son bulur. Bu hamleler özellikle Mansur Beyin adaylığı, parti kamuoyunu olumlu yönde etkileyecektir.
Parti içi mücadeleden sonra tarafların anlaşarak partiyi beraber yönetmeleri en doğru alternatif olur. Fakat bunun başarılması gerçekten çok zor. Kemal Bey genel başkanlıktan para dağıtılarak düşürüldüğünü düşünüyor. Belediye Başkanı ve milletvekili yaptığı insanların kendisine ihanet ettikleri kanaatinde. Değişimciler açısından Kemal Bey iktidarın işbirlikçisi. Yenilgiyi hazmedemeyen ve partisini satan biri.
Kaldı ki anlaşmazlıklar sadece geçmişle ilgili olmayacak. İmamoğlu partinin kendisini yeterince sahiplenmediğinden şikayetçi olacak, yönetim yolsuzluk davalarının CHP’yi yıprattığından. Bugünden İmamoğlu-Özel ekibinin yani değişimcilerin yeni parti kurup kurmayacaklarını kestirmek zor. Zira buna anketlere, Terörsüz Türkiye sürecinin gidişatına ve yolsuzluk davalarının seyrine göre karar vereceklerdir.
CHP’nin yerel yönetimlerde iktidar olması zamk görevi görecek. Parti bölünürse belediye meclislerinde ve komisyonlarda ekseriyet kaybedilir. Bu durumda belediye başkanlarının eli kolu bağlanır. İş yapamazlar. Eğer yeni parti kurulursa, Ekrem Bey hapiste olduğundan ve yolsuzluk duruşmaları nedeniyle, değişimciler bekledikleri teveccühü göremeyebilirler. Ana gövdenin CHP’de kalma ihtimali çok yüksek.
CHP kamuoyu yerel seçimlerden sonra ‘’Kemal Beyden kurtulunca oy patlaması yaptık. İktidara yürüyoruz.’’ fikrindeydi. 1977 yılından sonra hiçbir genel seçimden, 1989 yılından sonra hiçbir yerel seçimden birinci çıkamayan partinin kadrolarına güven gelmişti. Motive olmuşlar, heyecanlanmışlardı. Yolsuzluk operasyonları bu havayı dağıtıyor. ‘’Kemal Bey zamanında da yüzlerce belediyemiz vardı. Ama böyle operasyonlar olmuyordu. Bu yönetim beceriksiz’’ kanaati giderek yayılıyor. İnsanlar siyasete bakan, belediye başkanı ve milletvekili olmak için girerler. Hapse düşmek için girmezler.
Mansur Beyin seçimleri kazanma ihtimali ne kadar yüksek olursa değişimcilerin partide kalma ihtimalleri o kadar artar. Tabii yolsuzluk davaları Mansur Bey ve CHP’yi, Ekrem Bey ve ekibini dışlamak zorunda bırakmazsa. Terörsüz Türkiye akamete uğrarsa, Ekrem Bey ve ekibinin CHP’den ayrılma ihtimali yükselir. Zira bu durumda DEM değişimcilerin adayını destekleyecektir. Süreç akamete uğramazsa DEM Erdoğan’ı destekler ki bu değişimcileri zayıflatır.
Yeni parti kurulması cumhur ittifakı açısından bulunmaz nimet. Bu olursa seçimleri muhalefetin kazanması çok zorlaşır. 2023 yılında muhalefet, seçimlere yekvücut olarak girmesine rağmen oyların %48’ini aldı. DEM Partinin ayrıştığı, CHP’nin bölündüğü ve muhalefet partilerinin terörsüz Türkiye sürecine yaklaşımlarının farklılaştığı bir ortamda nasıl birleşilecek?
Ak Partiden kopan Deva ve Gelecek Partileri CHP ile hareket ettiler. Aynen MHP’den kopan İyi Parti gibi. CHP de sert bir mücadeleden sonra ikiye bölünürlerse, tarafların birlikte hareket etmeleri mümkün olabilir mi? Taraflar birbirlerini itham edecekler, suçlayacaklar hatta CHP’nin geleneksel tavrını dikkate alırsak linç edecekler ve bütün bunlar tazeyken, hafızalarda canlıyken seçimlerde iş birliği yapacaklar. Bu hiç kolay değil.
İş birliği yapılmadan seçimlerin kazanılması daha da zor. Kaldı ki iş birliği yapılsa bile mesela ikinci tura Yavaş ve Erdoğan kalsa değişimcilere oy verenler firesiz sandığa giderler mi? Diyelim ki sandığa firesiz gittiler, sandığa gidenlerin tamamı oylarını Mansur Beye verirler mi?
