Köşe Yazısı

PKK Şehitler Partisi imiş, Devlet Bey Ya Sence?

Gazi Binbaşı Dr. Muhammet Kemaloğlu
Gazi Binbaşı Dr. Muhammet Kemaloğlu
8 dk Sesli Dinle 1

Bir terör örgütü elebaşının propaganda hezeyanlarını meşru bir siyasi söylem gibi sunmak ve bu kanlı dili siyasetin merkezine taşımak, Türk milletinin bin yıllık kardeşlik hukukuna ve şehitlerimizin aziz hatırasına yapılacak en büyük haksızlıktır.

Buradan Bahçeli'ye, akp baskani Erdoğan'a ve Meclis'te bu bölücü zihniyete zemin hazırlayan, terör elebaşlarının masaya çağrılmasına ve her türlü tavize parmak kaldıran tüm milletvekillerine soruyorum:

Binlerce vatan evladını katleden bu kanlı katillere meşruiyet kazandırırken, şehit analarının yüzüne nasıl bakacaksınız?

Devletin ve milletin varlığına kasteden, kanlı eylemleriyle binlerce insanın katili olan bir yapının mensuplarını "şehit" kavramıyla anmak ve bunu bir siyasi rota olarak belirlemek, siyasi arenadaki tüm aktörler için tarihi bir sorumluluk ve millete karşı ağır bir vebaldir.

Bu katillerin hezeyanlarını sineye çeken, onlara meşruiyet alanı açan ve bu skandallar karşısında sus pus oturan parti genel başkanları ile siyasetçiler, Türk milletinin vicdanında ve tarih önünde mahkum olmuştur; bu ihanete sessiz kalan herkes bu vebale ortak olmaktadır.

Terör örgütü elebaşı Murat Karayılan'ın bolucu örgütun yayın organına verdigi skandal nitelikteki açıklamaları, bölücü yapının iç yüzünü ve siyaset sahnesindeki tehlikeli izdüşümlerini bir kez daha gözler önüne serdi.

Karayılan, "Bütün kahraman şehitleri saygıyla, hürmetle ve minnetle anıyorum. Anıları karşısında saygıyla eğiliyorum, onlara verdiğimiz sözü bir kez daha yineliyorum. Ve diyoruz ki; ey şehitler, ruhunuz şad olsun, bayrağınız her zaman yükseklerde dalgalanacak ve amacınız başarıya ulaşacaktır."

Ey Bahçeli, ey Erdoğan, terör örgütü elebaşlarının şehitlerimizi kendi sapkın amaçları doğrultusunda anmasına ve "amacınız başarıya ulaşacak" yalanına ses çıkarmayışınızın izahını millete ne zaman vereceksiniz?

Hangi mutabakatlara vardınız?

Mehmetçiğin kanı üzerinden siyasi ikbal devşirmeye çalışanlar, tarih önünde bunun hesabını vermekten asla kurtulamayacaktır.

Karayılan, "Öncelikle Şehit Aileleri Kurumu MEBYADER'e ve MEBYADER'in bütün bölge eş başkanlarına selam ve teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Gerçekten de bu dönemde, özellikle bu geniş kapsamlı anmalarda büyük emek verdiler."

Meclis kürsülerinden terör örgütlerine tavizler verilirken, bölücü yapıların bu şekilde aleni yapılanmalarına ve anma maskesi altında terör propagandası yapmasına göz yuman iktidar ortakları, bu cesareti nereden aldıklarını millete açıklayacak mı?

Devletin güvenlik güçleri terörle mücadele ederken, siyaset koridorlarında bu yapıların meşrulaştırılmasına ses çıkarmayanlar, hangi anayasal suçun altına imza attıklarının farkında mıdır?

Karayılan, "Önder Apo'nun ortaya çıkışı tarihsel bir çıkıştı. 1970'li yıllarda Kürdistan'da yürütülen siyaset, baskı, yani asimilasyon, Kürt halkını yok oluşun eşiğine getirmişti. Özellikle 1975 yılında Güney Kürdistan hareketinde yaşanan kırılma bütün Kürdistan'da büyük bir umutsuzluğun oluşmasına yol açtı. Bu koşullarda Önder Apo'nun Kuzey Kürdistan'da yürüttüğü çalışmanın daha ilk dönemlerinde, yoldaşlık ruhunun temelleri güçlü bir biçimde atıldı."

Bebek katili terörist başını "tarihsel bir figür" ve kurtarıcı gibi gösteren bu zehirli propagandayı muhatap alanlar, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranların ve bu vatanı kanıyla sulayanların kemiklerini sızlattıklarının farkında değil mi?

Bu ülkenin kurucu değerlerini ayaklar altına alarak terörist başının ideolojik temellerini masaya taşıyanlar, hangi siyasi hırs uğruna bu yapmaktadir?

Karayılan, "Bu nedenle, bu yiğitleri, bu yiğit genç kadınları ve bu yiğit genç erkekleri yetiştiren aileler, bu çocukları yetiştiren anne ve babalar onlarla her zaman gurur duymalıdır."

Vatan evlatlarına kurşun sıkan gözü dönmüş katilleri "yiğit" ilan eden bu alçak söylemi sineye çekenler, Hakkari'de, Şırnak'ta, Kandil'in eteklerinde toprağa verilen binlerce mehmetçiğin ailesinin yüzüne hangi vicdanla bakacaktır?

Evlat katillerini öven bu dili siyasetin merkezine taşıyanların, bu milletin ortak vicdanında mahkum olmaktan başka kaçış yolu var mıdır?

Karayılan, "Çağın bütün teknolojileri bize karşı kullanılıyordu. Bu teknolojiye karşı çok destansı ve tarihsel bir direniş sergilendi."

Mehmetçiğin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terörle mücadelesinde kullandığı yerli ve milli teknolojiyi "bize karşı kullanılan haksızlık" olarak nitelendiren bu terörist başlarına karşı Meclis'te omuz omuza sessiz kalanlar mi milletini temsil ediyor?

Karayılan, "Gerçekten de geçen 50 yıl, halkımızın tarihinde bir destan olarak yaşandı. Bu destan, kuşkusuz kahraman şehitlerin direnişi ve kanıyla yaratıldı."

Yarım asırdır bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içen ama kan dökerek bu ülkeyi bölmeye çalışan katil sürüsünün 50 yıllık katliamlarını "destan" olarak pazarlayanlara neden bir tek kelime edemiyorsunuz.

Binlerce masumun, bebeğin, öğretmenin, polisin ve askerin katledildiği yarım asırlık vahşeti "direniş" olarak adlandıran bu terörist başlarına karşı dilinizi yutanlar, bu milletin hışmından nasıl kurtulacağını sanmaktadır.

Karayılan, "Şehitlerimizi belki de ilk kez toplu olarak açıklıyoruz. İlk şehitlerimiz 1976 yılında verildi. 1976'dan 1983'e kadar 173 şehidimiz var. 1984'ten 2000 yılına kadar 13.778 şehidimiz var. 2001'den 2026'ya kadar 7.949 şehidimiz var. 2015'ten 2026'ya kadar YPS örgütünün 760 şehidi var... 50 yıllık, yani 1976'dan 2026'ya kadar toplam 25.922 şehidimiz bulunmaktadır."

Terör örgütü kendi leşlerini bile "şehit" ilan edip rakamlar verirken, bu kirli pazarlıklara ve sözde açılım süreçlerine çanak tutan iktidar ve ortakları, bu rakamların arkasındaki binlerce masumun ve şehit askerimizin hesabını verebilecek mi?

Kendi terörist kayıplarını bu derece cüretkar bir şekilde açıklayanlara karşı sessiz kalanlar, bu devletin egemenlik haklarını ayaklar altına aldıklarını ne zaman idrak edecektir?

Karayılan, "Önder Apo'nun 'PKK Şehitler Partisi'dir' sözü bir gerçeği ifade ediyor. Çünkü gerçekten de hareketimiz şehitler tarafından kurulmuştur. Şehitlerle yürümüş ve şehitlerle büyümüştür."

Bölücü başının örgütünü sahiplenme biçimine siyasi arenada kalkan olanlar, bu terör yapılanmasının meşrulaştırılmasına onay verirken hangi anayasal suçun altına imza attıklarını biliyor mu?

Terör örgütünün liderini ve onun ideolojik yapısını siyasetin orta yerine dikenler, bu milletin bağımsızlık sevdasına ve şehitlerin kanına en büyük ihaneti işlemektedir.

Karayılan, "Savaş koşulları nedeniyle yaşanan şehadetleri zamanında açıklama imkanımız olmadı. Kuzey Kürdistan'dan açıklanmayı bekleyen 520 şehit bulunduğunu kaydeden Karayılan, kayıt altına alınmayanlarla birlikte sayının yaklaşık 27 bine ulaştığını belirtti."

Bu cüretin arkasında yatan siyasi tavizlerin boyutu nedir?

Karayılan, "Silahlı savaş stratejisini bıraktık, fakat mücadeleyi bırakmadık. Tam tersine, yeni dönemlerde daha geniş ve daha büyük bir mücadele gereklidir. Yani yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde de yeniden fedakarlık, yeniden doğruluk, yeniden emek ve mücadele gereklidir. Hatta belki de zorlukları daha fazla olabilir. Yani bir aşamadan başka bir aşamaya geçiyoruz. Şehitlerin kanıyla oluşturulan bu temeli, yeni dönemin başarı temeli haline getirmemiz gerekir."

Silahı bırakıp siyasi alana sızarak devleti içten çökeltmeyi hedefleyen bu stratejik ihanet planına çanak tutanlar, bu ülkeyi bölmek isteyenlere hangi tavizleri kapalı kapılar ardında verdi?

Masabaşında kurulan bu kirli senaryolarla Türkiye'nin üniter yapısını hedef alanlara ses çıkarmayanlar, tarih önünde başını yere eğmeye mahkumdur.

Karayılan, "Öncelikle en kısa sürede özgür Önderlik ve özgür Kürdistan temelinde yürütülen çalışmaların, demokratik cumhuriyet ve özgür Kürdistan için yürütülen çalışmaların sonuç vermesi gerekir."

Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü açıkça hedef alan "özgür Kürdistan" safsatasına kulak tıkayıp bu tehdidi muhatap alan siyasetçiler, vatan hainliği suçlamasından kaçabileceklerini mi sanıyorlar?

Devletin kurucu değerlerine, bağımsızlığına ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne silah doğrultmuş katiller sürüsünün elebaşlarının "mücadele", "değer" ve "şehit" gibi kutsal kavramların arkasına sığınarak propaganda yapması asla kabul edilemez.

Bu tür açıklamaları mazur gören, terör örgütü mensuplarını siyasi bir aktör veya masabaşı müzakere ortağı gibi değerlendiren her parti genel başkanı ve siyasetçi, Türk milletinin vicdanında mahkum olmuştur.

Terörle mücadelenin ruhuna ve bu topraklarda can veren kahraman güvenlik güçlerimizin, evlatlarını toprağa veren analarımızın kemiklerini sızlatan bu tavır, millete karşı işlenmiş affedilmez bir yanlıştır.

Karayılan, "Öncü şehitlerimizin başında heval Haki Karer geliyor. Önder Apo, Haki Karer yoldaş için, 'O benim gizli ruhumdu' der. Önder Apo'nun yardımcısıydı. Öncü şehitlerimizden biri olan heval Fuat yani Ali Haydar Kaytan, Önder Apo'nun ilk yoldaşıydı. Önder Apo'nun aklı, düşüncesi ve fikriydi."

Bölücü terör örgütünün kurucularını ve elebaşlarını öve öve bitiremeyen bu zihniyete karşı sesini çıkarmayan iktidar ve muhalefet unsurları, bu milletin değerlerine karşı işlenen bu suçun ortaklarıdır.

Karayılan, "Şimdi bir barış süreci var, yeni bir dönemdir. Kürt halkı ile devlet, Türkler ve Araplar arasında barış sağlanacaksa, barış olacaksa, o zaman hiç kimsenin geçmişi bu şekilde yasaklanmamalı. Bu nedenle bütün şehitlerimizi bir araya getirmek istiyoruz."

Terörle mücadeleyi tasfiye edip katilleri masaya oturtmayı "barış" adı altında pazarlayanlara soruyoruz: Hangi barış, binlerce masumun kanını akıtan katilleri aklayarak kurulabilir?

Kanlı bir geçmişi olan teröristleri mazur göstermeye çalışan bu zihniyet, barış kavramının içi boşaltılmış bir yalandan ibaret olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.

Karayılan, "Ulusal yas ilan etme talebi var. Bu talepler hakkında neler söylemek istersiniz? Gerçekten de halkımız, ailelerimiz yas ve taziye gerçekleştiriyor. Fakat bizim bakışımız ve yaklaşımımız açısından bu, klasik ve karanlık bir yas değildir. Yani biz yas tutuyoruz, fakat bizim yasımız farklı bir yastır."

Devletin yasını parselleyip kendi teröristleri için ayrı bir yas ilan etmeye kalkan bu gafillere rıza gösterenler, Türk milletinin egemenliğini ayaklar altına aldıklarının hesabını ne zaman verecek?

Karayılan, "Marjinal, Özgürlük Hareketi düşmanı kimi çevreler, bu şehit açıklamaları ve İmralı'daki görüşmeler üzerinden ortalığı karıştırmak, provoke etmek istedi... Parazit yaratmak istiyorlar."

Vatanını savunanları hedef alan bu terör dilini sineye çekenler, hangi karanlık odakların emirlerini yerine getirmektedir?

Karayılan, "Önder Apo 'PKK şehitler partisidir' dediğinde, bunun özü budur. Bu hareketin sahibi şehitlerdir. Bizim görevimiz onlara hizmet etmek, onların davasına hizmet etmektir."

Terörist başının emir kulu gibi hareket eden bu zihniyete siyaset sahnesinde yer açanlar, Türkiye Cumhuriyeti'ni bu sefil duruma düşürmenin vebalini ömrünüzün sonuna kadar sırtınızda taşıyacaksınız.

Şehitlik kavramı, vatanını ve bayrağını korumak için can veren kahramanlara aittir; bu kutsal kavramın bölücü katiller için kullanılmasına ve bunun siyasi figürler tarafından muhatap alınmasına rıza gösteren herkes millete karşı hesap vermek zorundadır. Terör örgütünün kanlı sicilini gizleyerek bu vahşi yapıyı siyasi bir aktör gibi parlatmaya çalışan, elebaşlarının hezeyanlarını ve tehditkâr söylemlerini sineye çeken Bahçeli'sinden Erdoğan'ına, Meclis'teki tüm ortaklarına kadar herkes, tarihin bu en karanlık ve affedilmez sayfasında anılacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Türklerin söylediklerini, kendilerine çevirip tekrar ediyorlar. Türklerin nesi varsa çalma peşindeler. Kendilerine uyduruk bir tarih, uyduruk bir dil, uyduruk bir etnik köken yarattılar. Orhun yazıtlarında geçen Türk bozkurt sembolünü kürd diye çeviriyor ve Orhun yazıtlarında bile kürt geçiyor diye yayın yapıyorlar. Kimse çıkıp yalan söylüyorsunuz demiyor. Türklerin kendi şehitleri için söylediklerini de aynen çalmışlar, kendileri için söylüyorlar. Bunlar tarihte hiç bir varlık gösterememiş eziklerin haset ve kıskançlığının geldiği noktadır. Bunlar Kabilin çocuklarıdır. Türkün şanlı tarihi bazılarını böyle ezip geçti işte. Meyve veren ağaç taşlanır misali, kendi sefilliklerinin üstünü böyle örtebileceklerini sanırlar. Kabil Habili öldürürken, aslında kendini öldürdüğünü idrakten nasıl aciz idiyse, bunlar da aynı. Sonuçta Habil cennete, Kabil cehenneme gitti.

Bu Yazıyı Paylaş