Savaş tırmanıyor, yayılıyor
Düşük ihtimal gerçekleşiyor ve savaş giderek tırmanıyor. Aracılar ne kadar gayret gösterseler de Hürmüz düğümü çözülemedi. İran inatla ‘’Hürmüz’ü denetleyeceğim ve geçişleri ücretlendireceğim’’ diyor. ABD ve Körfez devletleri, Hürmüz’den geçişlerin, savaştan önceki gibi serbest olmasında kararlılar. Amerika İran’ın hasar ve zayiatının hızla büyümesine güveniyor. İran Trump’ın Kasım seçimlerini gözden çıkaramayacağından emin. Taraflar karşı tarafın geri adım atmasını bekleseler de pozisyonlarda bir milim değişme yok.
İran sadece kendi sularından geçen gemilerden ücret almaya razı olsaydı sorun çözülebilirdi. Tahran boğazdan geçen bütün gemilerden, yani uluslararası karasularını ve Umman’a ait suları kullananlardan da para almak istediğinden, sorunun çözümü imkansızlaşıyor. Dünyada buna benzer bir uygulama yok. Bir devletin başka devlete ait sulardan ve uluslararası karasularından ücret alması kabul edilebilir mi?
Soruna Tahran açısından bakıldığında; Sadece kendi karasularından geçen gemilerden para alması İran’ın işine gelmiyor. Zira bu yöntem benimsendiğinde, gemiler bedava olan Umman ve uluslararası karasularını tercih ederler. Tahran planladığı gelirleri elde edemez.
Amerika İran’ı, İran Körfez ülkelerini, Ürdün’ü ve Amerikan üslerini vuruyor. Savaşı başlatan İsrail hiçbir hasar almadan, zayiat vermeden ve zarar görmeden olan biteni keyifle izliyor. Hiçbir konuda anlaşamayan İran ve ABD, bugüne kadar İsrail’in savaşa katılmaması konusunda mutabıktılar. Çünkü iki tarafta ateşkes istiyor. İsrail savaşa dahil olursa ateşkesin sağlanmaması için elinden geleni yapar. Her türlü provokasyona başvurur.
İran’ın Körfez devletlerini ve Ürdün’ü vurmaktaki amacı, ABD’ye barışı sağlamak için baskı yapmalarını sağlamak. Boğazı kapatma nedeni de aynı: Yükselen petrol ve gaz fiyatlarının Trump’ı ateşkese yönlendirmesi. İran İsrail’i ne kadar vurursa vursun Tel Aviv, Washington’a ‘’Ateşkes yapalım’’ demez. Bilakis İsrail’de İran’ı vurur. Ateşkes sağlanmadığı gibi İran’ın zayiatı ve gördüğü zarar artar.
Savaşın tırmandırılmasının ve yayılmasının nedeni de düşmanı yıldırarak ateşkes sağlamak ama sonuç gayenin tam tersi oluyor. Geçen hafta göreve gelen yeni başbakanın ilk işlerinden biri, Birleşik Devletlere, İngiltere’ye ait topraklardaki üslerini İran’a karşı kullanma hakkı vermesi oldu. Tahran artık İngiltere’nin de hedefte olduğunu açıklayarak cevapladı bu kararı. İngilizler İran’daki diplomatik misyonlarını tahliye ettiler. Tahran, cumartesi gecesi Hazar denizinde seyreden İran’a ait ticaret gemisini vuran Ukrayna ve Amerika’ya üslerini kullandıran Bulgaristan’ı da meşru hedef olarak açıkladı.
Husiler, Babülmendep boğazını kapatarak, Suudi Arabistan’la ilişkili gemilerin geçişlerine izin vermeyeceklerini duyurmalarının hemen akabinde, Suudilere ait iki tankeri vurdular. Bunun üzerine Suudi ordusu Husilere saldırdı. Husiler Arabistan’a onlarca füze attı. Suudiler Husilerle başa çıkamazlar ama boğaz açılmazsa Amerikan ordusu Yemen’e girerek, Husileri sahilden iç bölgelere ve dağlara sürer.
Savaşın sıçradığı bir diğer coğrafya Kuzey Irak. 40 gün süren savaş sırasında, savaştan sonra Devrim Muhafızlarının Kürt örgütlerine operasyonlar düzenleyeceğini ifade etmiştik. İlginçtir ABD ateşkes anlaşmasında Kürtleri koruma altına almadı. Nitekim ateşkesin imzalandığı gün operasyonlar başladı. İran, sınırları dahilindeki teröristlerle yetinmedi, Kuzey Irak’taki kampları ve yerleşim yerlerini de vurdu.
Ateşkes bittikten sonra Devrim Muhafızlarının saldırıları daha da yoğunlaştı. Her gün onlarca cenaze dağlardan ve kamplardan köyler ile kasabalara getiriliyor. Bu arada Kürt örgütleri kara operasyonuna hazırlanıyorlar. Amerika sınır bölgelerini bombalayarak Kürtlere gösterilecek direnci zayıflatıyor.
Haddizatında önceki savaş sırasında da İsrail’in amacı Sünni olduklarından dışlanan Kürt, Arap ve Beluçları rejime isyan ettirmekti. Plan Amerika’ya kabul ettirilmiş, Kürt örgütlerine silah gönderilmişti. Trump Türkiye seyahatinden önce, Kürtlerin sahaya sürülmesinden Erdoğan kendisini arayınca vazgeçtiğini-yani İsrail’in planlarının bozulduğunu-ifade etmişti. Bu beyanatında ‘’Türkiye İran’ın yanında savaşa girebilirdi, ben durdurdum’’ mealinde pek anlam veremediğimiz laflar etmişti.
Geçen hafta İran’ın Dışişleri Bakanı, Kürt örgütleri hareketlenince Ankara’nın, Tel Aviv ve Washington’a ‘’Sınırlarında Kürt yapılanmasına müsaade etmeyeceğini ve gerekirse İran’a hava desteği vereceğini’’ diplomatik kanallardan bildirdiğini söyledi. Trump bu bildirimi kast ediyormuş. ABD kara harekatından vazgeçince, Türkiye bir şey yapmamış. Bu vesileyle savaşın kıyısından döndüğümüzü öğrenmiş olduk.
Saldırılar üzerine Bölgesel Yönetim petrol üretimini ve dolayısıyla Kerkük-Ceyhan hattına petrol pompalamayı durdurdu. Böylece yeni açılan hat yine kapandı. Hürmüz ve Babülmendep’in kapatılmasının ve Kuzey Irak’a saldırılmasının doğal sonucu petrol, gaz ve gübre fiyatlarının fırlamasaydı ki öyle oldu. Tahran Trump’ın fiyatların yükselmesine uzun süre dayanamayacağını düşünüyor.
Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmelerde İran’a yardım ediyor. Ukrayna Rusya’nın enerji sahalarını, limanlarını, rafinerilerini, akaryakıt depolarını öyle bir vurdu ki bırakın ihracat yapmayı, ülkede mazot ve benzin kuyrukları oluştu. Rus limanları üzerinden ihracat yapan Kazakistan, Tengiz sahasında petrol üretimini durdurdu. Azerbaycan ve Türkmenistan üretim hacminde kısıtlamaya gittiler.
Amerika İran’a yakın yerlere uçak gemileri, bombardıman ve akaryakıt aktarma uçakları, asker, silah ve mühimmat yığıyor. İsrail sığınakların hepsini açtı, soğutma yatırımları yaptı ve tatbikatlara başladı. Salı günü Netanyahu ile Trump Beyaz Sarayda görüşecekler ve savaşın geleceğini planlayacaklar. Tahran geri adım atmazsa ABD, İsrail, İngiltere ve Körfez devletlerinin oluşturacağı ittifak İran’a büyük saldırıda bulunacak. Bu saldırı geri adım atmaya yeterli olmazsa önce Kürtler sonra diğer azınlıklar cepheye sürülecek.
İran bu saldırılara Hizbullah’ı, Husileri, İslami Cihadı, Haşdi Şabiyi sahaya sürerek mukabele edecek. Maksimum sayıda Amerikan askeri öldürülecek. Enerji ve gıda fiyatlarının fırlaması, yani savaşın ABD’ye ve Trump’a maliyetinin artması için elden gelen yapılacak.
Kürt örgütlerinin sahaya sürülmesi başlangıçta değil ama ilerleyen günlerde Türkiye hatta Azerbaycan’ı sürece müdahale etmeye mecbur bırakabilir. İran örgütleri püskürtürse sorun çözülmüş olabilir. Ama örgütler başarılı olursa bu İran’da terör devleti kurulmasına ve Türk-Kürt iç savaşına yol açabilir. Tebriz, Erdebil, Zencan gibi şehirlerde etnik gerilimden bahsedemeyiz ama özellikle Urumiye ve çevresinde iki halk arasında büyük gerilim var. Türkiye ne terör devletine nede iç savaşa müsaade edemez. Sorunu keser atar.
İsrail ile İran arasında başlayan savaş Arap-Fars, Fars-Kürt hatta çok azda olsa Türk-Kürt savaşına dönüşme potansiyeli taşıyor. Dualarımız, bir an önce ateşkesin sağlanması ve mazlum İran halkının rahatlaması için.
