Suriye ve Irak hattında son gelişmeler
Suriye ve Irak’ta üst üste birbirinden önemli gelişmeler oldu. Önce Suriye’den başlayalım. Şam petrol ve gaz sahalarının işletmesini ve karasularında petrol ve gaz arama hakkını, Amerikalı şirketlere verdi. ABD, anlaşmaların imzalanmasının ardından Suriye’yi terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkardı.
Bahse konu anlaşmalara Türkiye’de yoğun tepki gösterildi. ‘’Şu kadar şehit verdik, parsayı Amerika topladı’’ diyen bile oldu. Biz petrol ve gaz kuyuları için şehit vermedik. Birliğimizi ve bütünlüğümüzü tehdit eden PYD’yi sınırlarımızdan uzaklaştırmak için şehit verdik. Kaldı ki Suriye’de son derece eski ve ilkel yöntemlerle petrol ve gaz çıkarılıyor. Buraya yatıracak paramız olmadığı gibi teknolojimizde yok.
Amerikalıların anlaşma imzalaması Suriye’nin karasularında gaz olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte Suriye kuzeyde kaldığından, Akdeniz’deki rezervler derin olan güneyde olduğundan, doğalgaz yataklarının Kıbrıs, İsrail ve Mısır kadar zengin olmayacağını düşünüyorum. Türkiye’yi yönetiyor olsaydım KKTC’nin payına düşen gaz sahalarının işletmesini Amerika’ya verirdim. Trump AB’ye de Yunanistan’a da Rum Kesimine de kök söktürürdü.
SDG’nin entegrasyon süreci devam ediyor. Askerler eğitimden geçiriliyor. Uygun görülenler yeni görev yerlerine atanıyorlar. Yaşlılar emekliye, askerlik yapmaya uygun görülmeyenler polis, zabıta ve bekçi olmak üzere ilgili kurumlara sevk ediliyorlar. SDG’li kadın askerlerin nerede görevlendirileceğiyle ilgili olarak hala anlaşma sağlanamadı. SDG’liler sürekli gösteriler yapıyorlar. Şam’ın Kobani’nin resmi ismini Aynel Arap yapma kararı da sürekli ve çok kalabalık kitleler tarafından protesto ediliyor. Bu kentin ilk ismi Türkçedir ve Arap Pınarıdır. Kadın askerlere sadece PYD’liler, Kobani’ye Kürtlerin baskın çoğunluğu sahip çıkıyor.
Seçimlerde Türkler beş, Kürtler sekiz milletvekili çıkarmıştı. Şara uhdesine bırakılan yetmiş milletvekilinden üçer tanesini Türkmenlerle Kürtlerin arasından seçti. Kürt milletvekillerinin çoğu Barzani taraftarı. Geri kalanlar bağımsız. SDG-PYD yanlısı bir tane bile vekil yok. Sözüm ona Suriye’nin CHP’sini kuracaklardı, Kürtleri, Türkleri, Nusayrileri, Dürzileri, Hıristiyanları ve sekülerleri birleştirerek Şara’ya alternatif olacaklardı.
Irak’ta İran’ın adayı olan Maliki’nin yerine ABD ve Türkiye tarafından desteklenen ez-Zeydi başbakan oldu. Saddam’dan sonraki başbakanların tamamı ilk ziyaretlerini İran’a yaptılar. Ez- Zeydi çok radikal bir karar vererek İran’la savaş halindeki Amerika’ya gitti. Bu hamleyle de yetinmedi, Basra’daki petrol sahalarının işletilmesi işini ABD’li şirketlere verdi.
Geçen kabinede biri Kürt diğeri Sünni kontenjanından iki Türk bakan vardı. Bu kabine de bir tane Türk bakan var ama KYB mensubu. Türkiye aleyhtarı. PKK sempatizanı. Kerkük’ün Kürt kenti olduğunu iddia eden bir Türkmen. Gerçi Ankara ile Süleymaniye anlaştıktan sonra Halid Şevani de üslubunu değiştirdi. Bu atamaya tepki gösteren Türkmen Cephesini sakinleştirecek bir formül oluşturulmaya çalışılıyor.
Bağdat, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye’yi ziyaret eden İbrahim Kalın’a devlet başkanı protokolü uygulandı. Kalın Bağdat’ta cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanıyla, Erbil’de Mesut Barzani’yle ve Süleymaniye’de Talabani’yle görüştü. Kerkük’te Türkmen Cephesi genel merkeziyle valiliğin yanı sıra Türkmenlerin önem verdiği Kerkük Kalesi, Osmanlı-Türk Şehitliği ve Nebi Danyal makamı gibi yerleri ziyaret etti. Türkmenlerin ve ITC’nin Türkiye’nin tam desteğine sahip olduklarını vurguladı.
Kalın yaptığı görüşmelerde, PKK’lı teröristlerin Kandil dışındaki her yerden çekildiğini teyit etti. Beş bin kadarı, Şam ile SDG arasında yapılan anlaşma gereği Suriye’den gelenler olmak üzere, Kandilde on bir bin civarında terörist olduğu tahmin ediliyor. Devrim muhafızları Kürt bölgelerine düzenledikleri operasyonlarda terörist-sivil ayrımına özen göstermiyorlar. Giderek sertleşen bu operasyonlar nedeniyle İran’daki PJAK’lılarda Kandil’e çekiliyorlar. Operasyonlar sürerse Türkiye ve Irak’a kitlesel göç başlayabilir.
Amerika’nın İran’ı bombalamaya başlamasının hemen ardından Devrim Muhafızları, ABD üslerine ilaveten Bölgesel Yönetime ait topraklardaki kamp, silah deposu, füze rampası gibi stratejik yerleri vurmaya başladı. Bu saldırılardan PJAK ve dolayısıyla PKK’da zarar görüyor.
Irak ve Suriye’deki en önemli gelişmeyse, Washington’da, Basra petrollerini Banyas ve Ceyhan’a akıtacak petrol nakil hattı anlaşmasının imzalanması oldu. Hattın günlük kapasitesi iki milyon varil olacak. Yani bu hat devreye girdikten sonra Irak’ın Hürmüz’e olan bağımlılığı bitecek. Bu anlaşmanın imza töreni Bağdat’ta olmalıydı. Zira petrol Irak’ın. Hattı inşa edecek ve sahaları işletecek şirketlerin Amerikalı olmaları anlaşmanın Washington’da yapılmasını normalleştirmez. Törende Irak ve Suriye bakan düzeyinde, Türkiye alt düzeyde temsil edildi.
ABD bu anlaşmayla İsrail’e mesaj verdi. Zira Netanyahu, savaş başlar başlamaz, Körfez’in petrol ve gazının Hayfa limanından Akdeniz’e akıtılmasını önermişti. Bu teklif olumlu yanıtlanmayınca projeyi cazip kılmak için Hayfa’ya Beyrut ve Tartus’u eklese de bir devletten bile müspet cevap alamamıştı.
Amerika bu anlaşmayla İsrail ve Lübnan’ı devreden çıkarmakla kalmıyor, projeye Türkiye’yi ekliyor. Hem de Ceyhan, Hayfa’dan, 800 kilometre kuzeyde olmasına, yani maliyet farkına rağmen. Hat başlangıçta Basra petrolünü taşıyacak olsa da Basra’yla sınır olan Kuveyt’in ve hemen güneyindeki Katar’ın da projeye dahil olduğunu göreceğiz. Artık hiçbir devlet Hürmüz’e bel bağlayamaz.
Anlaşma Türkiye, Irak ve Suriye’nin ilişkilerinin gelişmesine vesile olacak. Şiiliğin merkezi Irak ile Sünniliğin kalesi Suriye, literatürdeki ifadesiyle düşman kardeşler, aynı kağıda imza koydular. Hem de Irak Şii başbakanın, Suriye geçmişinde cihatçılık olan, yıllarca Irak’ta hapis yatan Sünni cumhurbaşkanının idaresindeyken.
Trump için Suriye ve Irak’ın istikrarı artık daha önemli olacak. Zira bu ülkeler istikrarlı olursa parsayı toplayacak, büyük para kazanacak. Petrol üzerindeki hakimiyeti artacak. İran’ın Hürmüz kozu zayıflayacak. Petrol arzı artacağından fiyat istikrarını sağlamak kolaylaşacak. Savaş bittikten sonra İran’ın Irak’a, İsrail’in Suriye’ye müdahalesi imkansızlaşacak.
