Köşe Yazısı

Teröristler Şehit Değil Leştir

6 dk Sesli Dinle 0

Türkiye, yıllar boyunca canını dişe takarak bu vatanın bölünmez bütünlüğünü koruyan kahraman şehitlerinin acısıyla kavrulurken, bugün ne yazık ki tarihin en karanlık, en utanç verici ve en alçak manzaralarından biriyle karşı karşıya bırakılmıştır.

Günlerdir Van'dan Yüksekova'ya, Cizre'den Sancaktepe'ye, hatta sınır ötesindeki Mahmur kampına kadar ülkenin dört bir yanında ve mahallelerinde sergilenen adice sahneler, bu milletin vicdanında onulmaz yaralar açmaktadır.

Dağlarda inlerde geberip giden adi teröristler, katiller ve hainler için sözde şehitlik kisvesi altında kurulan bu adice etkinlikler, milletimizin huzuruna ve kutsal değerlerine açık bir meydan okumadır. Vatan sevdalısı bu asil milletin evlatları kanlarını bu topraklara akıtıp bayrağı dalgalandırırken, elleri kana bulanmış alçakların leşleri için taziye çadırları kuranlar, bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içen ama ihaneti meslek edinen namussuzlardır.

Bu adice taziye sahnelerinde kin ve nefret kusan hainler, siyah kıyafetler giyip zılgıtlar çekerek, leş çıkan teröristleri övmekte ve utanmadan bu topraklara ihanetlerini haykırmaktadırlar. Bu kirli tabloda en büyük rezalet ise Meclis kürsülerinden ve taziye çadırlarından bu ihaneti meşrulaştırmaya çalışan pkklı demli hainlerin cüretidir.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları gibi bölücüler, daha bir yıl önce de (23 Aralık 2025 tarihinde JINNEWS'e verdiği röportajda ve benzeri platformlarda) bebek katili İmralı'daki baş teröristin sözde değerlendirmelerini referans alarak, "Dört parça Kürdistan" safsatasıyla sınır ötesi bölücü emellerini açıkça haykırmış, Türkiye'yi ve bölge ülkelerini hedef alan adi isteklerde bulunmuştur.

Aynı terörist sevicisi Hatimoğulları, katil başının talimatlarıyla Süleymaniye'den Erbil'e kadar sözde bölgesel hükümetler kurulmasını, İran'a ve Türkiye'ye karşı Kürtlerin ulusal birlik adı altında silahlandırılmasını savunmuş, bugünkü ihanet çizgisinin temellerini o tarihten bu yana sistematik olarak atmıştır.

Taziye çadırlarındaki son konuşmalarında da bu bölücü zihniyeti sürdüren Hatimoğulları, "Dört parça Kürdistan coğrafyası" safsatasıyla açıkça meydan okumuş, "Kürt halkının başı sağ olsun. Kürt halkı başı dik bir şekilde bu coğrafyada yaşayabilmesi için toprağa düştüler... 50 yıldır devam eden bu mücadelenin sonucunda artık Kürdü hiç kimse inkâr edemez" diyerek leşleri ve terörü övmüştür.

Yetmemiş, daha önce de Türkiye Cumhuriyeti devletini uluslararası alanda soykırımcı ve işgalci zihniyetlerle bir tutarak, "Erdoğan, 'Filistin'i işgal etmekten vazgeç' dediğinde, Netanyahu dedi ki, 'Sen de Kürtleri dövmekten vazgeç, dövdürmekten vazgeç' dedi. Sonuçta siz barışın çağrısını yaparken Türkiye'de bu sorun devam ettiği sürece bir karşılığı olmuyor" şeklinde pespaye ve haince iftiralar atmış, devletimizi terör devletleriyle aynı kefeye koymaya kalkışmıştır.

Benzer şekilde Tuncer Bakırhan gibi sicili bozuk bölücüler de utanmadan ve arlanmadan "Sayın Öcalan'ın da dediği gibi, bugüne kadar inkârdan dolayı hakkını arayan bütün Kürtlerin sonu idam sehpalarıydı. İlk defa bir Kürt isyanı Meclis zemininde tartışılıyor, "İlk defa bir Kürt isyanı Meclis zemininde tartışılıyor. Meclis zemininde bir komisyon kuruldu ve bir yasa çıktı. Bu çok değerli ve kalitelidir. Hiç kimse bunu küçümsemesin.";"Bu yasayla birlikte dağdaki çocuklarınızın, cezaevindeki Figen Yüksekdağların, Selahattin Demirtaşların, Nazmi Gürlerin, Ayşe Gökkanların, Leyla Güvenlerin ve 4000'e yakın tutsak arkadaşımızın bizimle beraber demokratik zeminde siyaset yapmasını sağlayacak.";"Beklentimiz odur ki Sayın Öcalan da Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kuruluna girecektir. Takip ve Değerlendirme Komisyonu Kürtlerin bu taleplerini dikkate alarak Sayın Öcalan'ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulunda yer almasını sağlamalıdır."; "İkinci aşama; demokratik hak ve özgürlüklerimiz, taleplerimiz, dilimiz, kimliğimiz ve yerel demokrasidir. Bu aşamalarda da bizi büyük bir görev ve sorumluluk bekliyor. Birlikte sokakta, Meclis'te, yaşamın her alanında daha güçlü sesle taleplerimizi haykıracak mıyız?"; "Şam yönetimi ile Rojava yönetimi arasında bir anlaşma imzalandı... Yapılan anlaşmayla Kürtler sadece Kobanî'de, Qamışlo'da, Haseke'de değil; bütün Suriye'nin yönetiminde artık söz sahibidir, ortaktır. Bu çok önemlidir. Tanınmaların ve özgürlüğün yolunu açan bu anlaşmayı destekliyoruz." diyerek cumhuriyetimize meydan okumaktadırlar. Mithat Sancar, Gültan Kışanak ve Çetin Arkaş gibi pkklı DEM'li hainler de Ankara'nın göbeğinde otellerde basın toplantıları düzenleyerek, bebek katili başının arkasında hizaya durduklarını itiraf etmektedirler. Bu adi hainlerin açıklamaları, onların tehlikeli yüzlerini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Öte yandan, 29 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirilen bu eylemde, TÜGSAV (Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı) üyeleri, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın sözlerine tepki göstermek amacıyla 15 ilde eş zamanlı basın açıklaması yapmış ve Ankara'daki DEM Parti Genel Merkezi ek binası önünde toplanmıştı. Eylem sırasında Başkan Lokman Aylar, PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın cezaevinden çıkarılması yönündeki söylemlere sert tepki göstererek devletin ve Meclis'in yanında olduklarını vurgulamış, Anayasa Mahkemesi'ni partileri kapatmaya veya konuyu referanduma taşımaya çağırmıştır. Açıklamanın ardından gruptakiler, üzerinde terörist fotoğrafları bulunan sarı ceset torbalarını bina önüne bırakıp ayaklarıyla çiğnemişlerdi. İlk dönem kurucularının tasfiyesinden bu yana iktidarın güdümünde yönetildiği ifade edilen bu vakif, 29 Aralık 2023 tarihindeki bu sert ve koordine eylemi bugün de tekararlayabilecek midir?

İşin en acı ve katlanılamaz yönü ise, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne kasteden bu leşler için kurulan sözde taziyelere ve adice etkinliklere karşı durmayan, kıllarını bile kıpırdatmayanların durumudur. Sokaklarda bebek katillerinin posterleriyle yürüyen, "Bijî Serok Apo" sloganları atarak devlete meydan okuyan bu pkklı katillere tepki vermeyen, üç maymunu oynayan herkesin vatan sevdalılığı derinden sorgulanmalıdır.

Bu topraklarda yaşayıp da bu alçaklığa ses çıkarmayan, bu adice etkinliklere göz yuman, teröristlerin sarı torbadaki leşlerine taziye kuranları izlemekle yetinenlerin bu vatana olan sadakati artık kalmamıştır. Daha da vahimi, bu ihanet şebekelerine karşı hukuki adımları atmayan, bu pkklı hainler hakkında ne bir işlem başlatmayan, göz göre göre bu provokasyonlara zemin hazırlayan makam sahipleridir.

Buradan açıkça ilan ediyoruz ki, bugün bu hainlere göz yumanlar, bu leş seviciliğine sessiz kalanlar ve bu adice etkinlikler hakkında gereğini yapmayanlar, gün gelip devran döndüğünde Türk yargısından asla kaçamayacaklardır. Tarih bu gaflet ve delaleti affetmeyecek, bu adaletsizliğe çanak tutanlar Türk adaletinin ve bu milletin sarsılmaz sillesinden kesinlikle kaçamayacaktır.

Bütün bu skandallar zinciri bunlarla da sınırlı kalmamış, Suriye sahasında yaşanan gelişmelerle birlikte ihanet yasal bir kılıfa uydurulmaya çalışılmıştır. Suriye'de ypg/sdgnin feshedilmesiyle birlikte aradaki 2 bin Türkiye vatandaşı teröristten suça bulaşmadığı iddia edilen yaklaşık 1200 pkklı çıkarılacak çerçeve yasa kapsamında Türkiye'ye dönüşünün sağlanacağı haberleri bardağı taşıran son damla olmuştur.

TSK'ya, polisimize, korucularımıza kurşun sıkan bu adi katillerin, bu eli kanlı teröristlerin kollarını sallaya sallaya bu ülkeye dönmesine zemin hazırlayanlar tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Daha da beteri, Meclis'te bu alçak af yasasına parmak kaldıran, pukklilere (pkklıilere) af getiren 467 vekilin bu ihanetin vebalini boyunlarında taşıyacağı asla unutulacaktır.

Milletin meclisinde oturup da leşleri ve teröristleri korumak için el kaldıran o 467 vekil, işlenen bu suçun ve dökülen her damla şehit kanının altında kalacaktır. Bu millet bu vekillerin ihanetini, bu adice pazarlıkları ve bu leş seviciliğini asla ve asla unutmayacak, ilk seçimde ve ilk fırsatta sandıkta bunlardan hesap soracaktır.

Kocaelispor ile Diyarbakırspor (Amedspor) arasında oynanan maçta tribünlerden sahaya "sarı torba" atılması üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı; yani pkklı teröristleri ay yıldızlı al bayrağımıza mı saracağız, teröristler leştir, bok çuvalı en iyisidir zihniyetiyle bastırılmaya çalışılan gerçekler ortadadır.

Annelerin yüreğini dağlayan o sahte gözyaşları ve "Bu masa şehitler sayesinde kuruldu" diyerek teröristleri öven o rezil açıklamalar, terör örgütünün siyasi uzantılarının geldiği noktayı özetlemektedir. Van'da, Yüksekova'da, Cizre'de terörist leşleri için kurulan o sözde taziyelerde boy gösteren DEM Parti yöneticileri, Tülay Hatimoğulları, Veysi Aktaşlar, Ayla Akatlar ve diğer tüm pkklı artıkları, bu milletin başını asla eğemeyeceklerdir.

Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, bu vatan bu adi hainlere ve onların tasmasını elinde tutanlara teslim edilmeyecektir.

Kim ne yaparsa yapsın, hangi çerçeve yasaları çıkarırlarsa çıkarsınlar, hangi sarı torbadaki leşleri aklamaya çalışırlarsa çalışsınlar; Türk milleti bu ihaneti kafasına kazımıştır.

Gün gelecek, bu leş seviciliğine ortak olanlar, bu adice etkinliklere göz yumanlar ve Meclis'te bu katillere af çıkaran o 467 vekil, işledikleri bu ağır ihanetin hesabını hem bu milletin vicdanında hem de bağımsız Türk yargısı önünde son kuruşuna kadar vereceklerdir.

Bu vatan kahraman şehitlerimizin omuzlarında yükselmiştir ve hiçbir terörist leşi bu kutsal topraklarda baki kalamayacaktır.

Bu Yazıyı Paylaş