Köşe Yazısı

Teröristleri Affedenler Yargılanmaktan Asla Kaçamayacak

9 dk Sesli Dinle 4

"Devletin temel amaç ve görevi; milletin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamaktır."

Ancak bugün, Ankara'nın karanlık kulislerinde hazırlanan ve gazi meclisin kapısına dayandırılan 12 maddelik "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", tam anlamıyla bu temel anayasal görevin yüzüstü bırakılmasının, hatta doğrudan ayaklar altına alınmasının belgesidir.

Adına ne "çözüm süreci" denirse densin, ne "Terörsüz Türkiye" maskesi takılırsa takılsın; bu metin, kırk yıldır bu vatanın evlatlarını katleden, bayrağımıza kurşun sıkan, bu ülkeyi parçalamak isteyen bölücü terör örgütü pkk/kckya çekilmiş en büyük kıyak, en örtülü ve en tehlikeli genel af yasasidir.

Bugün bu ihanet sürecini yönetenler, millete sormadan, halktan gizli saklı kapalı kapılar ardında bu yasayı meclisten geçirebilirler. "Biz emir aldık, devlet politikasıdır" diyerek sıyrılacağını zanneden her memur ve bürokrat bilsin ki, bu süreç bittikten ve bu iktidar gittikten sonra, hem o parti yöneticileri hem de bu emirleri uygulayanlar bunun hesabını analarından emdikleri süt burunlarından gelircesine vereceklerdir!

Bu memleketin sokaklarında dürüstçe yaşayan, alnının teriyle ekmek kazanan, vergisini ödeyen sıradan bir vatandaşın gözünden bakıldığında; ortada ne bir barış ne de bir kardeşlik vardır. Ortada, devleti ve milleti acze düşüren, terörist başlarının önünde diz çökerten, şehitlerimizin kemiklerini sızlatan skandal bir teslimiyet belgesi durmaktadır.

Bu ucube teklifin en başından bu yana nasıl örüldüğünü, Anayasa'nın temel maddelerini nasıl paramparça ettiğini, tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek vatan ilkelerimizi nasıl hedef aldığını, siyasi omurgasızlıkları, sokakta yaşanacak büyük infialleri ve şehit ailelerinin çekeceği acıları herkesin bilmeye hakki var.

Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık felsefesi, Edirne'den Kars'a kadar bu topraklarda yaşayan her ferdin birinci sınıf vatandaş olduğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve bu ülkenin sınırlarının kanla, canla çizildiği gerçeği üzerine kurulmuştur. Bu ilkeler üzerinde pazarlık yapılamaz, bu ilkeler bükülemez, bu ilkeler terör örgütlerinin siyasi uzantılarının masasında meze yapılamaz.

Ancak teklifin genel gerekçesine baktığımızda, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı adı altında, üniter ulus devlet yapısının nasıl törpülenmek istendiğini açıkça görüyoruz. DEM Parti ve benzeri odakların "Yüz yıllık zincirlerin çözülmesi" olarak nitelediği şey, aslında bu devletin kurucu iradesine, Atatürk Cumhuriyetine ve Türk milletinin milli kimliğine karşı açılmış örtülü bir savaştır. pkk terör örgütünün silah bırakmadığı, sadece taktik değiştirerek "Silahlı mücadeleyi bıraktık, siyasi ve ideolojik mücadeleye devam ediyoruz" dediği bir ortamda, bu örgütün fiili varlığına son verdiğini iddia ederek devleti teröristlerin insafına terk etmek, tek devlet ilkesine ihanettir.

Bu vatan, dağda askerimize pusu kuran, okulları yakan, bebekleri katleden katillerin harita üzerinde pay edeceği bir çiftlik değildir.

Bu millet, bin yıllık kardeşlik hukuku içinde Türk'üyle, Kürt'üyle bir ve beraberdir; bu beraberliği bozmak için dış güçlerin maşalığını yapan teröristleri "muhatap" almak, tek millet iradesini hiçe saymaktır. 

O şanlı al bayrak, şehitlerimizin kanıyla bu göklerde dalgalanırken, o bayrağa düşman olanların siyasi yasaklarının kaldırılması, kamu görevlerine getirilmesi ve devletin en hassas damarlarına sızmasının önünün açılması, tek bayrak onuruna sürülebilecek en büyük lekedir.

12 Maddelik Gizli Ambalaj

Kanun teklifinin genel gerekçesi okunduğunda, hukuki bir kılıf uydurma çabasının aciliyeti hemen göze çarpar. Metinde, bu düzenlemenin bir "genel af" niteliği taşımadığı, yalnızca "koşullu ve sınırlı bir ceza ve infaz hukuku düzenlemesi" olduğu iddia edilmektedir.

 Ne kadar kurnazca yazılmış bir cümle değil mi? 

Suçun vasfını değiştirmiyoruz diyorlar, mahkûmiyet kararlarını hukuken ortadan kaldırmıyoruz diyorlar, ancak işin gerçeğine baktığınızda sonuç tam bir af faciasıdır.

Teklifin 1. maddesi, pkk/kck terör örgütünü kurma, yönetme, üye olma, yardım etme, propaganda yapma ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki suçları doğrudan bu çerçerenin içine almaktadır. Yani teröre finans sağlayanlar, dağa adam devşirenler, örgütün ideolojik çarkını döndürenler bu yasayla koruma altına alınmaktadır.

Hangi koşulla? 

Güvenlik kurumlarının "örgüt fiili varlığına son verdi ve silahları teslim etti" tespiti yapması ve bu tespitin bir Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Kararı ile teyit edilerek Resmi Gazete'de yayımlanması şartıyla. Yani devlet, kendi elleriyle terör örgütünü muhatap alıyor, onların "bıraktık" demesini bir lütuf gibi millete sunuyor.

Devam edelim, 3. ve 6. maddeler adeta bir ceza erteleme yumagi. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ağırlaştırılmış müebbetler hariç tutulmuş gibi gösterilerek göz boyanmaktadır. Ancak bunun dışında kalan, üst sınırı 15 yıl veya daha az olan suçlarda soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl süreyle, 15 yıldan fazla olanlarda ise 10 yıl süreyle ertelenmektedir. Hatta cezaevinde kesinleşmiş hapis cezası bulunan binlerce pkklı militanın cezalarının infazı, infaz hakiminin kararıyla 5 ila 10 yıl süreyle ertelenmekte ve bu süre suç işlenmeden atlatılırsa ceza infaz edilmiş sayılmaktadır! 

Bunun adı af değil de nedir? 

Katillere, bölücülere hayat biletini yeniden kesmek değil de nedir?

Anayasa Ayaklar Altında

Bu yasa teklifi, sadece vicdanları yaralamakla kalmamakta; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın en temel maddelerini doğrudan hedef alarak çiğnemektedir. Teklifin açıkça ihlal ettiği anayasal maddeler şunlardır:

Madde 2 (Hukuk Devleti ve Cumhuriyetin Nitelikleri): Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde suçlulara ve teröristlere özel kanunlar çıkarılamaz, zümresel imtiyazlar yaratılamaz.

Madde 3 (Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlük): Üniter devlet yapısını tehlikeye atan, terör örgütünü muhatap alan düzenlemeler bütünlüğü zedeler.

Madde 5 (Devletin Temel Amaç ve Görevleri): Vatandaşın huzurunu, refahını ve güvenliğini sağlamak devletin aslî görevidir; katilleri salıvermek bu görevin ihanetidir.

Madde 6 (Egemenlik): Egemenlik millete aittir; milletten gizlenerek teröristlerle yapılan pazarlıklar egemenliğin gaspıdır.

Madde 7, 8 ve 9 (Yasama, Yürütme ve Yargı Erki): Kurul adı altında yargı yetkisinin bir avuç bürokrata devredilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve bağımsız yargının katledilmesidir.

Madde 10 (Kanun Önünde Eşitlik): Vatandaş en ufak bir suç iddiaıyla cezaevine atılırken teröristlere af getirilmesi eşitlik ilkesine taban tabana zıttır.

Madde 11 (Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü): Hiçbir organ veya makam bu anayasaya aykırı bir kanun çıkaramaz; bu teklif anayasanın üstünlüğünü açıkça ihlal eder.

Madde 14 (Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılması): Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetlere yasal kalkan olunamaz.

Madde 36 (Hak Arama Hürriyeti): Şehit ailelerinin ve gazilerin adalet arama hakkı bu yasayla gasp edilmektedir.

Madde 138 (Yargı Bağımsızlığı): Mahkemelerin kararlarına ve yargı yetkisine müdahale eden kurullar kurulması yargı bağımsızlığını tamamen yok etmektedir.

Siyasi Omurgasızlıklar

Geçmişte bu ülkenin içişleri koltuğunda oturup dağdaki teröristler için "Yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu Millet ve Şehitlerimiz yüzümüze tükürsün" diye gürleyenlerin, bugün bu yasaya parmak kaldırması, bu ucube sistemin savunuculuğunu yapması tarihin kaydettiği en büyük siyasi omurgasızlıklardan biridir.

AKP grubunun kapalı kapılar ardında yaptığı o toplantılarda, milletvekillerinin dahi feryat ettiği açıkça görülüyor. Trabzon Milletvekili Vehbi Koç'un, "O 900 kişi de çıkarsa bunu ben memleketimde nasıl anlatırım?" şeklindeki feryadı, aslında bu iktidarın kendi vicdanlarında dahi mahkum olduklarının ispatıdır.

AKP Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun'un yasa teklifine imza attığı için ileride yaşayabileceği hukuki kabusları görerek "Başıma bir şey gelirse nasıl koruyacaksınız?" diye sorması, bu imzanın sıradan bir parti disiplini olmadığını, doğrudan vatana ihanet, kanun dışı emirleri uygulama ve anayasayı ihlal suçlarının coğrafi birer tapusu olduğunu gözler önüne seriyor.

Kendileri bile korkuyorlar! 

Kendileri bile yarın bu yaptıklarının hesabını veremeyeceklerini bildikleri için panik halinde güvence arıyorlar.

Şehitlerimizin kanı yerde kalsin oyle mi

İşte işin en acı, en tehlikeli ve vicdanları kanatan noktası tam da buradadır. Bu yasayı meclisten geçirenler, koltuklarında rahat otururken sokaktaki gerçeği görmek istemiyorlar. Unutmasınlar ki; bu süreç sonrasında vatan toprakları, elleri silah tutmuş, dağda her türlü terör eğitimi almış binlerce azılı teröristle dolup taşacaktır!

Düşünebiliyor musunuz? 

Bu vatan için bacağını, kolunu, gözünü kaybetmiş bir gazi, yarın bir şehirler arası otobüste, bir mahalle pazarında ya da bir lokantada, dün kendisine kurşun sıkmış olan o şerefsiz teröristle yan yana seyahat edecek, aynı masada oturacak! Hatta iş hakkı kapsamı adı altında, bir şehit babası, bir şehit eşi veya kardeşi, kamuda veya özel sektörde o elleri kanlı teröristle aynı iş yerinde, aynı amir-memur ilişkisi içinde yan yana çalışmaya zorlanacak!

Hangi insan, hangi yürek bu manzarayı kaldırabilir? 

Hangi şehit annesi, evladının katiliyle aynı sokakta nefes almayı içine sindirebilir?

Yarın, evladını bayrağa sarıp toprağa vermiş bir şehit babası, ya da yolda yürürken o katille göz göze gelen bir gazi sinir krizi ve sinir patlaması geçirirse; o acıyla kendini kaybedip o şerefsiz teröristlerden birini cehenneme gönderirse bunun hesabını kim verecek, kim suçlu olacak?

O tetikçileri dışarı salanlar, o yasaya imza atanlar, o meclis kürsülerinde bu ihanete parmak kaldıranlar çıkıp o şehit babasının yüzüne bakabilecekler mi?

"Biz barış getirdik" masalını o gaziye anlatabilecekler mi?

Bu patlamanın ve çıkacak kaosun vebalini kimse ödeyemez!

Teklifin en tehlikeli ve skandal maddelerinden biri 7. maddede yer alan Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kurulu düzenlemesidir.

Bu kurul ne yapacak? 

Yani, mahkumiyet kararları nedeniyle seçilme hakkını, kamu görevine girme hakkını, siyaset yapma hakkını kaybetmiş olan terör yanlısı isimlerin siyasi yasakları bu kurulun tek bir talimatıyla silinip süpürülecek.

Düşünebiliyor musunuz? 

Dün dağda askerimize kurşun sıkmış, bugün bu yasayla dışarı çıkmış bir terörist, yarın bu kurulun himayesinde siyaset yapacak, milletvekili seçilecek, bu devletin yasalarını yapmaya kalkışacak!

Bu, devletin kendi elleriyle kendi infaz fermanını imzalamasıdır. Bu, anayasal düzenin ve milli egemenliğin terör örgütüne teslim edilmesidir.

Devletin asli organları yerine, adeta paralel bir imtiyaz merkezi yaratılmakta, yargı yetkisi bu sekiz kişinin oluşturduğu kurula devredilmektedir.

Hesap Günü

Yasanın 10. maddesiyle, bu süreçte görev alacak kamu görevlilerine ve yetkililere hukuki, idari ve cezai sorumluluk taşımayacağına dair dokunulmazlık kalkanı verilmeye çalışılıyor.

Memurlar "Bize emir verildi, kanuni görevimizi yaptık" diyebilirler; ancak bu süreci yöneten siyasi parti yöneticileri ve siyasiler şunu çok iyi bilsinler ki: Bu iktidar gidip devran döndüğünde, hem onlar hem de bu süreçte rol alanlar bunun hesabını analarından emdikleri süt burunlarından gelircesine vereceklerdir!

Buradan açıkça sesleniyoruz: Anayasayı ihlal eden, teröristlerle iş birliği yapan, vatan hainlerine af ve imkan tanıyan hiçbir madde, hiçbir yasa maddesi, hiçbir gizli uzlaşı o suçun ortaklarını kurtaramaz! Kanun dışı emirleri uygulayanlar, o imzaları atanlar, o parmakları kaldıranlar, yarın bu milletin ve bağımsız Türk mahkemelerinin önünde hesap vermekten asla kaçamayacaklar. Hangi maddeyi yazarsanız yazın, hangi dokunulmazlık zırhını kuşanırsanız kuşanın; vatana ihanetin ve anayasayı ayaklar altına almanın hukuki ve tarihi hesabı mutlaka sorulacaktır!

Sonuç

Bugün bu meclis kürsülerinde, kapalı kapılar ardında, milletten gizli saklı hazırlanan bu 12 maddelik ucube kanun teklifi, tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Millete sormadan bu işi bitireceğini sananlar, sokaktaki Türk milletinin, şehit analarının, gazilerin ve vatanseverlerin öfkesini hesap edememişlerdir.

Korkun! 

Evet, korkmalısınız. 

Çünkü bu milletin hafızası derindir.

Bugün terör örgütüne af çıkaranlar, dağdaki katilleri şehirlere indirip siyaset sahnesine sürenler, anayasanın birliğini ve beraberliğini hiçe sayanlar, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkelerini çiğneyenler...

Sakın elinizin altındaki imkanlara güvenip bu devranın böyle döneceğini sanmayın.

Yarın bu yasa meclisten geçse bile, bu ülkenin hakim savcıları, bu milletin evlatları ve bağımsız Türk yargısı devran döndüğünde göreve gelecektir. Bugün affettiğiniz, dışarı saldığınız, dokunulmazlık kalkanı sardığınız o teröristlerden de, onlara bu imkanı sunan, bu ihanet süreçlerini körükleyen siyasetçilerden ve bürokratlardan da bu millet tek tek hesap soracaktır.

pkkya af çıkaranlar, teröristlerle iş birliği yapanlar, anayasayı çiğneyenler, kanun dışı emirleri uygulayanlar ve vatana ihanet edenler; bugün affettiklerinizden ve korumaya çalıştıklarınızdan çok daha sert, çok daha tavizsiz ve çok daha ağır cezalar ile bu adalet önünde yargılanmaktan asla kaçamayacaksınız! Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, yetimlerin, gazilerin ve anaların ahı yakanızı asla bırakmayacaktır. Bu ihanet vesikasına imza atan her el, yarın adalet önünde en ağır şekilde cezalandırılacaktır!

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Hangi ülkücüler Sn. Dural. Yine bir ülkücünün itirafı ile, çoğunluğu kürt olan ülkücüler mi? Çoğunluğu kürt olan bir yapının Türk Milliyetçisi olduğunun iddiası kadar abes ve doğaya aykırı bir iş olamaz. Geç bunları. Türk Milliyetçisi başka bir şey, Türkiye milliyetçisi başka bir şey. İkisini birbirinden ayıramıyorsan bu senin sorunun. Türkiye Milliyetçisi olmaya karşı değiliz ama yalan söylenmesine karşıyız. Eski çamlar bardak oldu. Örgütün ortadan kalkıp kalkmayacağı gelecek günlerde ortaya çıkacak. Bize göre kalkmayacak. Bu pisliğin ipleri Öcalan'ın elinde değil. Kimlerin elinde olduğu da zaten biliniyor. Eğer kalkmaz ise o zaman bu yazdıklarınızı da yüzünüze vurmaktan çekinmeyeceğimizi ve örgüt ortadan kalkacak diye atılan adımların Türkiye'ye vereceği zararları da Türk Milletinin sizlere ağır ödeteceğini de bilesiniz.

  • Duran Güral

    Çünkü örgütün ortadan kalkacak olması ile başlayacak bir izleyeceğiz. Örgütün lideri bütün iddialarını Geçersiz kıldığını ve bütün yapıları ile birlikte ortadan kaldırdı. Örgütün başka bir seçeneği kalmadı. Çünkü Türk Devleti ezdi geçti. Senin gibi konuşanlar daha dün bu operasyonlara karşı çıkıyordı. Ve 1991 yılında Başbuğ Alparslan Türkeş' bana yetki verin ben terörü bir yılda çözeyim diyordu. MHP Başbuğ'un sözünü ortada bırakmadı. Bir yılda terörün kökünü kazıdı. Ülkücüler boş konuşmaz. Oyalama yapmaz, son darbeyi vurmaktan çekinmezler.

  • Duran Güral

    O zaman terör örgütü faaliyetleri devam etsin mi diyorsunuz. Türk Devleti terör Örgütü'nün bütün yapılarını örgütün kurucusuna dağıttırıyor. Bunda ne sakınca var. Size mutlaka bir örgüt mü lazım. Zaten sol gruplar yakında bir silahlı örgütü kurarlar onlarla Türkiye yi tehdit edersiniz. Türk devletine ve Sayın Bahçeli ye ve Tayyip Erdoğan a güveniyoruz. Dikkatimi bir şey çekti, örgütün solcu tarafı itiraz ediyor, makul düşünenler örgütü dağıtmak istiyor. Anlaşılan bazı insanlar Türkiye de huzurlu bir ortam istemiyor. Niyetiniz iyi ise zaten Turan Devletleri için bir adım daha atıldı.

  • Alp Demir

    Anayasaya aykırı olan her şey geri döndürülebilir. Bu nedenle tamamında haklısınız. Ancak bizim cezalandırma hukukumuzda büyük eksiklikler var. FETÖ de sözde cezalandırıldı, PKK da sözde cezalandırıldı. Bu cezalandırma yöntemi işlevsizdir. Sürekli aynı şeyi tekrar tekrar farklı adlar altında yaşayıp duruyoruz. Bizim ceza hükümlerimizi değiştirmemiz ve belirli suçlar için Vatandaşlıktan atılma ve sınır dışı edilme hukukunu yerleştirmemiz, ve yine belirli suçlar için idam yasasını getirmemiz gerekiyor. Mevcut ceza yöntemleri ceza bile değil. Siyasetçiler her zaman birbirini aklar.

Bu Yazıyı Paylaş