Türkiye bölgesel süper güç mü?
İngiltere’nin Ali Kemal’in torunu Johnson döneminde benimsediği strateji belgesinde ilginç tanımlamalar var. Bu tanımlamaları, Hakan Bey Antalya Diplomasi Formunda defaten, değiştirerek ve yorumlayarak kullandığından ve forumda farklı toplantılarda gündeme getirildiklerinden dolayı, ufkumuzu açacağını düşünerek ele almaya karar verdim.
İngiltere’nin yaklaşımına göre ABD ve Çin süper güçler. Rusya süper güçtü. Bu pozisyonunu kaybediyor. Bu devletlerin altında dünyanın her yerinde etkili olan ama etkileri ABD ve Çin’den zayıf olan ülkeler var. Bu ülkelere ‘’orta süper güçler’’ deniyor. Orta ve süper güç kelimeleri uyuşmuyor. Ben olsam ‘’orta ölçekteki küresel güçler’’ ifadesini kullanırdım.
Londra’ya göre İngiltere, Rusya ve AB orta ölçekli küresel güçler. Hindistan’da bu pozisyona aday. İsrail’le kurduğu Altıgen ittifakının, AB ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasının, Yunanistan ve Rum Kesimiyle yakınlaşmasının ve İMEC projesinin amacı Hindistan’ı orta ölçekli küresel güce dönüştürmek.
Dünyanın her yerinde etkili olamayan ama bazı bölgelerde süper güçler kadar etkili olan ülkelere ‘’bölgesel süper güçler’’ denmiş belgede. Türkiye bölgesel süper güçlerin en güçlüsü. Türkiye Balkanlarda, Kafkasya’da, Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da ve Türkistan’da çok etkili. Afrika’da da her geçen gün etkisini arttırıyor. Bununla beraber Türkiye Uzak Doğu’da, Hindi Çin’de, Okyanusya’da ve Amerika kıtasında zayıf.
Londra’ya göre Japonya ve Güney Kore Uzak Doğu’da, Brezilya Latin Amerika’da bölgesel süper güç. Pakistan ve Suudi Arabistan Orta Doğu’da, Mısır Afrika ve Orta Doğu’da, Etiyopya ve Nijerya Afrika’da bölgesel güç olma potansiyeli taşıyorlar. AB ülkeleri AB’den ayrı değerlendirildiğinde, Fransa ve Almanya’da bölgesel güç olarak kabul edilebilir. İngilizler BAE ve İsrail’e şans tanımamışlar.
İngilizler bu sonuçlara ulaşmak için ülkeleri en ince ayrıntılarına kadar değerlendirmişler. Bu tasnifi yaptıktan sonra, İngiltere’nin süper güçler kadar yani ABD ve Çin derecesinde etkili olabilmesi için bölgesel güçlerle ittifaklar yapması gerektiğini ifade etmişler. Bu yaklaşımı strateji olarak benimsemişler. Örneklendirmem gerekirse İngiltere Türkistan’da ABD, Çin ve Rusya kadar etkili olamaz zira onlar kadar güçlü değil. Ama bu coğrafyada güçlü olan Türkiye’yle ittifak kurarsa süper güçler derecesinde müessir olabilir. Söz konu coğrafya Uzakdoğu olsaydı ittifak kurulacak ülkeler Japonya ve/veya Kore olurdu.
Bu aşamada ittifak yapılması gereken bölgesel süper güçlerde değerlendirilmiş. İngiltere ile en çok örtüşen bölgesel güç Türkiye. Mesela İngiltere’de finans sektörü güçlü. İngilizler paradan para kazanıyorlar. Türkiye’nin etkili olduğu coğrafyalarda yatırıma ihtiyaç var. Türkler girişimciler ama paraları yok. İngiltere’nin, Türkiye’nin ve bahse konu coğrafyaların menfaatleri uyuşuyor. Örneğin aynı tespit Japonya ve Kore için yapıldığında örtüşme değil ayrışma olduğu görülüyor. Kore ve Japonya’nın finans ihtiyacı yok. Onlarda yatırımcılar. Yani İngiltere için çok mühim olan finans alanında İngilizlerle iş birliği yapmaya ihtiyaçları yok.
Türkiye’nin İngiltere açısından bir başka avantajı, süper güçlerle iyi ilişkilere sahip olup bağımsız hareket edebilmesi. Mesela Londra’ya göre Japonya, Kore ve Suudi Arabistan Amerika’ya fazla bağımlılar ve bu bağ kolay kolay zayıflatılamaz. Brezilya’nın üzerinde Çin ve Rusya etkili. Hindistan Rusya ve ABD ile iyi ilişkilere sahip. Aynı Türkiye gibi denge siyaseti takip ediyor. Ama yıllarca kendisini sömüren İngilizlere karşı ön yargılı.
Oluşturulan stratejinin iki alt stratejisi var: Tek kutuplu dünya İngiltere’nin değerini düşürür, çok kutuplu dünya arttırır. (Türkiye içinde aynı tespit geçerli) Dolayısıyla Londra Çin’in güçlenmesine karşı değil. Bu güçlenmeden istifade etmenin peşinde. Bölgesel güçlerle ki Londra’ya göre Türkiye’de öyle, güçlü oldukları bölgelerde yoğun iş birliği yapılmalı. Zayıf oldukları bölgelerde müttefikliğin gereği olarak yapılacak iş birlikleri sınırlı olmalı aksi halde bölgesel gücün küresel güce dönüşmesine yani İngiltere’ye rakip olmasına yol açılır. Yani İngiltere örneğin Türkiye’nin Güney Amerika veya Uzakdoğu’da güçlenmesini arzu etmiyor.
İngiltere’nin son on yılda Türkiye’ye yakın durmasının sebebi bu tablo. ABD tarafından desteklenen BAE-Mısır-Suudi Arabistan üçlüsüne ve Çin-Rusya tarafından desteklenen Şii Hilaline karşı Türkiye-Katar ittifakını desteklemesinin gerekçesi bu tespitler. Bu mücadeleden Türkiye ve Katar’ın güçlenerek çıktı. Ardından zamana yayılarak Türkiye, Mısır, Katar, Suudi Arabistan ve Pakistan hiç olmadıkları kadar yakınlaşması desteklendi. Henüz resmen ittifak tesis edilmiş olmasa da bu devletlerin birlikte hareket edecekleri gözüküyor.
Bu yapılanmaya karşı İsrail Hindistan, BAE, Yunanistan ve Rum Kesimiyle ittifak kurmaya çalışıyor. Hindistan dışındaki devletler, katılacaklarını açıklamasalar da Altıgen İttifakına yakın duruyorlar. Dörtlü İttifakın arkasında İngiltere olacak. Fransa, Altıgen İttifakına destek vermekte istekli. Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının başka nedeni olamaz. İsrail ve BAE’nin olması Amerika’nın bu ittifaka destek vereceği izlenimini doğursa da karşı ittifakın üyeleri de Amerika ile iyi ilişkilere sahipler. Çin ve Rusya İsrail, Yunanistan ve BAE’nin olduğu bir ittifakı desteklemez. İlaveten Hindistan Çin’in kırmızı çizgisi. İMEC Çin’e karşı geliştirilen bir proje.
Türkiye süper güçlerle, orta ölçekteki küresel güçlerle ve bölgesel güçlerle iş birlikleri geliştirerek ve barışın, istikrarın, kalkınmanın bayraktarlığını sürdürerek güçlenmeyi sürdürmeli.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alp Demir
Türkiye şişirilmiş bir balon!!
