Köşe Yazısı

Ülkesini büyüten ve tüketen lider

Alparslan Türkoğlu
Alparslan Türkoğlu
5 dk Sesli Dinle 1

Putin devlet başkanlığına getirildiğinde Rusya dağılmak üzereydi. Çeçenistan bağımsızlığını ilan etmişti. Moskova, Çeçenistan’ın bağımsızlığını, Hasavyurt Anlaşmasını imzalayarak fiilen tanımıştı. Çeçenler Türkiye, ABD ve Almanya gibi ülkelerde temsilcilikler açmışlardı.

Tataristan’da düzenlenen referandumda, ülkedeki en kalabalık halk Ruslar olmasına rağmen, oyların %64’ü bağımsızlıktan yana çıkmıştı. Hızını alamayan radikal Çeçen gruplar, Dağıstan’da da isyan başlatmışlardı. Başkurtlar, Yakutlar, Çuvaşlar, Balkarlar ve Karaçaylar tetikle bekliyorlardı. Çeçenistan, Tataristan ve Dağıstan onlara emsal olacaktı.

Ekonomi çökmüştü. Özelleştirme adı altında ekseriyeti Yahudi olan, oligark olarak adlandırılan iş adamları ülkenin varlıklarını yağmalamışlardı. Vaziyet buyken 1999’u 2000’e bağlayan yılbaşı akşamı hiç beklenmeyen bir şey oldu. Yeltsin istifa etti, yerine Putin geldi. Putin Kızıl Ordu da radikal değişiklikler yaptıktan sonra Çeçenistan’a saldırdı. Grozni yerle bir edildi. On binlerce sivil katledildi. Bağımsızlık peşinde koşan halklar bu vahşetten sonra Rusya’ya boyun eğdiler.

Putin yapılan özelleştirmelerin çoğunu iptal etti. Kendisine biat etmeyen iş adamlarını tasfiye etti. Ekonomiyi ayağa kaldırdı. Rusya’nın yönünü Batıdan Avrasya’ya çevirdi. Yeltsin döneminde yük olarak görüldüklerinden ihmal edilen Türkistan ve Kafkasya cumhuriyetleriyle ilişkileri sağlamlaştırdı. Çin ve İran’la ittifak tesis etti. Afganistan’ın işgalini gerekçe göstererek Türkistan’da askeri üsler kuran Amerika’yı, bölgeyi terk etmeye mecbur bıraktı. Şangay İşbirliği Örgütünü kurarak Avrasya’da on ülkenin katıldığı güçlü bir blok kurdu.

Amerika’nın patronluğunu yürüttüğü uluslararası ekonomik düzeni değiştirmeyi hedefleyen BRİCS, Putin’in fikri. Orta Doğu’da Suriye ve Libya’ya, Afrika’da Sudan, Nijer, Mali ve Burkina Faso gibi devletlere askeri, siyasi ve ekonomik açıdan nüfus etti Rusya.

Rusya Putin’den önce Doğu Avrupa ve Balkanlar’da gerilemiş, Baltıkları kaybetmişti. Moskova AB ve NATO’nun ilerleyişine güçlü direniş gösterememişti. Putin bu yaklaşımı da değiştirdi. Romanya ile birleşerek AB ve NATO’ya katılmak isteyen Moldova’yı bölerek, Transdinyester devletini kurdu. Batıya yönelen Gürcistan’ı işgal ederek Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsız olmalarını sağladı. Son olarak AB ve NATO’ya katılacağını açıklayan Ukrayna’dan Kırım’ı aldı. Donesk ve Luhansk’ın bağımsızlık ilan etmelerini destekledi.

Bu hamlelere Batının sert ve etkili tepkiler göstermemesi, tesirsiz yaptırımlar uygulanması Putin’in kendine olan güveninin tavan yapmasına yol açtı. Kızıl Ordu 2022 senesinde Ukrayna’ya girdi. Hedef 4-5 günde Kiev’i düşürerek Rus yanlılarını yönetime getirmekti.  Ukrayna’nın doğu ve güney eyaletleri önce bağımsız olacaklar sonra aynı Kırım gibi referandum yaparak Rusya’ya katılacaklardı.

Rusya savaşı kazanamadı. Aksine savaş her geçen gün Rusya’nın aleyhine, Ukrayna’nın lehine dönüyor. Rusya enerjisini Ukrayna’da tükettiğinden, etkili olduğu bütün coğrafyalarda kan kaybediyor. Libya’dan, Sudan’dan, Nijer’den ve Suriye’den fiilen çekildi Ruslar. Çekilmedikleri Afrika ülkelerinde sembolik olarak varlar. Kafkasya Batı’ya entegre olma sürecini tamamlamak üzere. Düşünün Zengezur koridorunu Amerika işletecek. Türkistan devletleri artık daha bağımsız hareket ediyorlar.

Moskova yurtdışındaki askeri operasyonlarda Wagner isimli güvenlik şirketini kullanırdı. Wagner, Ukrayna savaşında yaşanan fikir ayrılıkları nedeniyle Putin’e isyan edince, tasfiye edildi. Rusya, güçlü ve gayri resmi olduğundan kullanışlı olan bir orduyu kaybetti.

Rusların kayıpları sadece dış politika ve askeriyede olmadı. Batı bu sefer öncekilerle mukayese edilmeyecek kadar sert ve ağır yaptırımlar uyguladığından, ekonomileri çöktü. Petrol, maden, tahıl ve gazlarını, sayıları giderek azalan müşterilerine, düşük fiyatlardan satmak zorunda kaldılar. Her üç fabrikadan biri kapandı. Gelen turist sayısı onda bire düştü.

Rusya savaş başlamadan önce de beşeri çöküntüdeydi. Nüfusu her yıl yarım milyonla bir milyon arasında azalıyordu. Savaşta 1,5 milyon genç öldü. Bir o kadarı sakat kaldı. Çoğu varlıklı ve eğitimli dört milyon dolayında insan ülkeyi terk etti. Savaş başlayana kadar genel itibariyle huzurlu olan azınlıklar, yüz binlerce evlatlarını Putin’in ihtirası yüzünden yitirdiler. Özellikle Türk ve Müslüman azınlıklar duygusal olarak Rusya’dan kopuyorlar. Putin azınlık mensupları gibi ahalinin de desteğini kaybediyor.

Ruslar yol ayrımında. Ya şartları öncekilerden daha ağır bir anlaşmayı kabul edecekler ya da saplandıkları bataklıkta debelenerek batmaya devam edecekler. Ukrayna kamikaze dronları sürü halinde atmaya başlayalı sadece iki ay oldu. Her hafta daha fazla dron atabiliyorlar. Daha çok isabet ettiriyorlar.

Avrupa Ukrayna’nın netice alabildiğini ve Rusya’nın sanıldığı kadar güçlü olmadığını gördü. Rusya radikal bir u dönüşü yapmazsa ne Avrupa ne de Amerika bu işin peşini bırakmaz. Rusya çökene kadar savaşın sürmesini sağlarlar. Putin Ukrayna’ya saldırmadan bir gün önce vefat etseydi tarihe büyük devlet adamı olarak geçecekti. Eğer savaşta ısrar ederse ülkesini çökerten lider olarak anılacak.

Nerede duracağını bilmeyen, kendine haddinden fazla güvenen pek çok lider Putin’le aynı noktaya geldi. Napolyon kıta Avrupa’sının tamamını ve Avrupa devletlerinin Amerika kıtasındaki topraklarını fetih etmişti. Ucu bucağı belli olmayan Rusya’yı da almaya kalkınca Fransa fethettiği her yeri, Napolyon’da iktidarı kaybetti. Bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar yüzünden, Fransa’da on kişiden sadece biri erkekti. Napolyon tarihe Avrupa fatihi olarak geçmedi.

Türk tarihinde de aynı kaderi paylaşan liderler var. Mesela Yıldırım Bayezid. Timur’un çok kalabalık olan ordusunun Osmanlı ordusunu yeneceği aşikardı. Önlerinde hiçbir güç duramamıştı. Osmanlıdan daha güçlü olan Memluk ordusu Suriye’yi işgal eden Timur’un karşısına çıkmamıştı. Devlet adamlarının, komutanların, bilim insanlarının ve şeyhlerin ikazlarını dinlemedi Yıldırım. Kendisini yenilmez sanıyordu. Savaş başladığında Osmanlının zafer kazanacağına inanlar yok denecek kadar azdı.

Şehzadeliği ve saltanatı zaferlerle dolu olan Yıldırım ondan fazla devleti yıkmıştı. Anadolu birliğini sağlamıştı. Rumeli’de babasından aldığı toprakları üç kat artırmıştı. Niğbolu’da İngiliz ve Fransızların dahi katıldığı haçlıları yenmişti. Eğer Timur’un karşısına çıkmasaydı yani Memluklerin yaptığını yapsaydı Osmanlının süper güç olma tarihi olarak 1396’yı alacaktık.

Amerika Afganistan Irak ve Vietnam işgalini sonlandırdığı için ‘’’Yenildi’’ kabul edilir. Oysa ABD süper güç kalmasını böyle hareket etmesine borçlu. Prestij kaybederiz, ‘’Yenildi denir’’ diye düşünmüyor Amerikalılar. Devletlerinin işine geleni yapıyorlar. Gurur yapmıyorlar. Gerektiğinde geri adım atabildiklerinden hezimet yaşamıyorlar.

Liderler gururlarıyla ulusal çıkarlar arasında kaldıklarında milletlerini öncelemeli. Kuzey Kore’den asker getirmeye çalışmasından Putin’in sonuna kadar gideceği anlaşılıyor. Putin tarihe, Rusya’yı önce dağılmaktan kurtaran sonra dağılmasına neden olan lider olarak geçebilir. Bağımsızlığını kazanan Türk devletlerinin sayısı yakın gelecekte ikiye katlanacak gibi gözüküyor. Türkler ve Türk milliyetçileri bu gelişmeye hazırlanmalı.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Ömer Gül

    Putin önemli onurlu uzağı gören İyi bir Devlet adamıdır.. Putin tek başına ABD (Amerika Birleşik devletleri) + vahşi Batının bütün Teknolojisi ile tek başına savaşıyor. batmış bitmiş SSCB ni yeniden ayağa kaldıran Adam... Devletlerin Kaderide insanların kaderine benzer şans her zaman insanın yüzüne gülmez,hayat inişli çıkışlıdır.veselam

Bu Yazıyı Paylaş