Kavga zamanı değil, kucaklaşma zamanı

Ülkücü hareketin iç düşmanı olmaz. Hareket içinde düşman üretmek, bütünleşme çabalarını baltalamaktan başka işe yaramaz.
Bu yönde istismar edilen son olay, sn Kılıçdaroğlu'nun rahmetli Türkeş'in ailesini ziyaret etmesidir. Bazıları bu ziyaretten hareketle, işi bize emanet olması gereken Türkeş ailesine hakaret etmeye kadar götürdü. A.Kutalmış Türkeş' de buna sosyal medyada sert bir cevap vermek zorunda kaldı.Türkeş ailesinden ne bölücü, ne HDP sempatizanı ne de bu ülkeye zarar veren kimse çıkar. Buna rağmen bazı çirkin imalarda bulunuldu. Bu milliyetçilik  de değildir, insanlıkda.
Bu ziyareti istismar olarak görenler olabilir, keza Çakıcı'nın tehditlerine karşı Sn Seval Türkeş'in  Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun mesajına verdiği bir cevap olarak görenler de olabilir.
Burada bağırıp çağırmaktan ziyade, bu nezaketi niçin bizim Türkeş ailesine göstermediğimizin sorgulanması gerekir. Siyasi tercihlerine katılmayabiliriz ama bu, hareketin kurucu liderinin ailesine saygısızlık etme hakkını vermez. Ne yazık ki birbirimize karşı gösterdiğimiz nobranlığı bu ülkenin düşmanlarına bile göstermiyoruz.
Siyasi farklar, tercihler,milliyetçilik anlayışlarımız bizi asla karşı karşıya getirmemelidir. Muharrem İnce kısa bir süre önce ayrı bir parti kurma çalışması başlattı. CHP'den kimse İnce'nin kişilik haklarına saldırıda bulunmadı, eleştiriler siyasi proje ve girişimleri ile sınırlı kaldı. Bizde ise tam tersi bir acımasızlık hakim. En çok konuşan, ona buna çemkirenler de harekette emeği olmayan, birilerinin gölgesinden geçinen tipler. Kavga en çok bu tiplere yarıyor, hikayesi olan insanları ancak bu gibi fırsatlarla itibarsızlaştırabiliyorlar.
MHP'de son derece değerli, oturup kalkmasını bilen vekiller, kadrolar var. Fakat bunların hiç biri görsel veya yazılı medyada yok. Bir Metin Özkan  var televizyonlarda, Her konuda ahkam kesen, ucuz polemikleri fikir zanneden, MHP'ye de Ülkücü imajına da zarar veren bir tip. MHP'nin vitrininde dağıtan, iten, uzaklaştıran tipler yerine, çağıran, kucaklayan, bütünleştiren tipler olmalı.Bu MHP'yi de büyütür toplum nezdinde milliyetçilerin itibarını da artırır.
Beni en çok üzen dün ölümü paylaşmış insanlar arasında bu tip kavgaların uç vermesi. Dövüşe dövüşe tükeniyoruz. Bir hareket ancak böyle içinden vurulduğu zaman tükenir, hala içimizde bunu anlayacak basireti gösteremeyen mebzul miktarda isim var. Halbuki kavgamız birbirimizle değil, ülkemiz, milletimiz, inançlarımız, birliğimiz, devletimizle kavgalı olanlarla olmalı. Biz dövüştükçe kitlemiz dış tesirlere daha açık hale geliyor, bıkanlar, yorulanlar, kırılanlar, üzülenler tek tek aramızdan ayrılıp başka adreslere gidiyor. Çünkü insan sadece fikir taşıyıcısı bir robot değildir, adı üstünde insandır, duyguları, üzüntüleri, sevinçleri, umutları, beklentileri, hırsları olan bir yaratıktır. Bugüne kadar insanın bu boyutunu hep ihmal ettik. Muhataplarımıza duygusuz birer robot gibi davrandık. böyle böyle eridik, parçalara bölündük, bu ülkeyi yönetme iddiamızı kaybettik. İç kavga bize kaybettirdi, başkalarına kazandırdı. Artık bu kavgaları bırakmanın zamanı gelmedi mi?

YORUM EKLE