Türkistan’daki fay hatları
(https://www.habererk.com/makale/cia-ya-gore-turkistan-karistirilacak_333177/) Makalemizde CİA ve ilgili kuruluşlarda Türkistan’ın karıştırılacağıyla ilgili analiz ve raporlar yayınlandığını ele almıştık. Türkistan’da emperyalistlerin kaşıyabileceği üç büyük fay hattı var. Bunlardan birincisi, SSCB devrinde coğrafya, yerleşim merkezleri ve halklar dikkate alınmadan çizilen sınırlar ve bu sınırlara bakılmadan yapılan barajlar, yollar, karayolları ve demiryollarıdır. Bu duruma en güzel örnek Fergana Vadisidir.
Fergana Vadisi tarih boyunca Özbekistan’ın parçası olmuştur. Ahalisi Özbek’tir. Sovyetler vadiyi buna rağmen Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan arasında üçe böldü. Vadinin merkezi konumundaki, nüfusunun %95’i Özbek olan Hocent, Tacikistan’a bağlandı. Böylece bahse konu ülkelerin homojen olmaları önlendi. Halklar arasında düşmanlık doğuracak problemler oluşturuldu. Var olan problemler büyütüldü.
SSCB’nin dağılma süreci başladıktan sonra, su kıtlığı olan yıllarda, suyun paylaşımıyla ilgili sorunlar yaşadı sınırın iki tarafındaki halklar. Ölümlü olaylar oldu. Kitleselleşen gerilimlerde ölen sayısı yüzlü hatta binli rakamları buldu. Bazen Tacik-Kırgız, bazen Kırgız-Özbek ve bazen de Özbek-Tacik çatışmaları olarak duyuruldu çıkan olaylar. Oysa çatışanlar, ölenler, öldürenler farklı memleketlerde kalan, birbirlerine komşu köylerde yaşayan Özbeklerdi.
Kazakistan’da ikamet ettiğimiz dönemde, 2000’lerde yaşanan ve haftalarca süren bir çatışmadan sonra, olaylar yatışınca, ailecek Kırgız-Tacik sınırına gitmiş ve Türkiye’de Tacik diye telin edilenlerin de Kırgız diye desteklenenlerinde Özbek olduğunu görmüştük. Kardeş kardeşi kırmıştı. SSCB su dağıtım merkezlerini sınırlara kurmuş. Merkezler farklı ülkelerde kalmış. Doğal olarak devletler ve kendilerine aksi emredilse de görevliler, kendi halklarına öncelik veriyorlar. Bu da gerilime neden oluyor.
İkinci fay hattı terör örgütleridir. Dinci terör örgütlerini doğuran Selefi-Vahhabi propaganda Doğu Türkistan’da 1980’lerde Türk cumhuriyetlerinde de bağımsızlıktan hemen sonra başladı. Özellikle Doğu Türkistan’da ve Fergana Vadisinde on binlerce genç selefi olarak toplumuna yabancılaştı, devletine düşmanlaştı. Doğu Türkistan’da, Çin’in Türkleri bölmek amacıyla göz yumduğu selefi propaganda, Türk devletlerinden sonra Rusya’daki Türkler üzerinde de etkili oldu. Taliban, ideolojik olarak kendine yakın olan terör örgütlerini destekledi.
Zamanla terör örgütleri o kadar güçlendi ki bölge devletleri ŞİÖ’yü kurarak terörle toplu mücadele başlattılar. Binlerce kandırılmış Türk genci öldürüldü. Geri kalanlar Irak ve Suriye’ye göç ederek DEAŞ’a katıldılar. Böylece 2010’ların başında terör örgütleri sıfır derecesine düştüler. Bu terör örgütleri canlandırılarak bölge istikrarsızlığa sürüklenmek istenebilir. Ama böyle bir projeyi Taliban desteklemez. Zira Afganistan Taliban’a devrim ihraç etmemek ve terör örgütlerini himayesine almamak kaydıyla teslim edildi. Taliban sözlerine bugüne kadar uydu. Ama Taliban bölünebilir, bölünmese de içindeki kanatlardan bir kısmı farklı tavır alabilir.
Üçüncü fay hattı Afganistan’a bağlı olan Güney Türkistan’dır. Afganistan suni bir devlet. Güney Türkistan’ı yani Afganistan’ı Türkistan’dan ayıran sınırlarda suni. Tacikistan-Afganistan sınırının güneyinde Tacikistan’dan çok Tacik yaşıyor. Özbekistan-Afganistan sınırının güneyinde Özbekler, Türkmenistan-Afganistan sınırının güneyinde Türkmenler mukim. İran’a komşu olan Afganistan toprakları, Şii olduklarından Tahran’la çok iyi ilişkilere sahip olan Hazara Türklerinin vatanı.
Taliban’la Afganistan Türkleri arasında yaşanacak gerilimler ve çatışmalar, Türk Devletleriyle Afganistan ve İran ile Afganistan arasında soruna dönüşür. İslamabad ile Kabil arasında kangrene dönüşen Pakistan Taliban’ı sorunu da dikkate alındığında, bu fay hattı çok daha geniş bir coğrafyayı istikrarsızlığa sürükler.
Elbette Türkistan’daki fay hatları bunlardan ibaret değil. Türkistan onlarca halkın iç içe yaşadığı bir coğrafya. Bağımsızlığın ilk yıllarında bu halkları birbirlerine düşürmek kolaydı. Türklerle Taciklerden ziyade Türk halkları arasında geçmişten kaynaklanan gerilimler vardı. Türkistan nüfusunun %20’sinden fazlası Slav kökenliydi. 30 yılda bu tablo değişti. Slav kökenliler nüfusun %6-7 kadarı ve azalma eğilimi sürüyor.
Türk devletlerinin nüfus yapıları da homojenleşti. Mesela Kazakistan’da azınlıkta olan Kazaklar şimdi ahalinin %73’ü. Özbekistan’da Özbekler %65’ten %85’e yükseldi. Bunlar -Rusya’ya göçen Ruslar dışında-göçten çok gönüllü asimilasyonla oldu. Babam 1992 senesinde Kazakistan’a gittiğinde Almatı ile Doğu Türkistan arasındaki coğrafyayı geziyor ve ahalinin %90’dan fazlasının Uygur olduğunu tespit ediyor. Aynı coğrafyayı 25 sene sonra birlikte gezdiğimizde nüfusun %90’ı Kazak’tı. Uygurlar bir yere gitmedi, yerlerine Kazaklar gelmedi. Kazak olmak avantajlı olunca Uygurların çocukları, torunları Kazak oldular. Bu sadece Kazakistan’da olmadı, Türk devletlerinin tamamında oldu.
Emperyalist devletlerin kaşıyabileceği bir başka fay hatta her geçen gün iyileşse de hala bozuk olan gelir dağılımı. Hele Kırgızistan ve Tacikistan’da hem fukaralık var hem de gelir dağılımı bozuk. Türk devletleri birlikte hareket etme siyasetini kararlılıkla sürdürmeliler, fay hatlarını iş birliği yaparak zayıflatmalılar. Uluslararası sistemin yerle bir olduğu bu kritik dönemde, teyakkuzda olmalılar.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Eyup Can
Aslında Özbek diye bir halk yok, Özbekistan’ın Özbek olarak adlandırılan halkı Karluklar, Oğuzlar (Türkmen) ve Karakalpaklardan oluşuyor. Fergana vadisindeki Özbekler Karluklar, Çiğiller, Yağmalardan oluşuyor. Kazakistan’ın güney batı bölgesinde (Aral gölü ve Seyhun ırmağı ile Hazar denizi arası,) Oğuz boyları (Türkmenler) var.
- İbrahim Özgünseven
- İbrahim Özgünseven
Haklısınız . . .
