Köşe Yazısı

Türkiye’nin tezi: Orta Ölçekli Güçler

Alparslan Türkoğlu
Alparslan Türkoğlu
4 dk Sesli Dinle 0

https://www.habererk.com/makale/turkiye-bolgesel-super-guc-mu_329097/ Makalemizde İngiltere’nin ortaya attığı küresel orta ölçekli güçler-süper bölgesel güçler teorisini ele almıştık. Bu teoriye göre, İngiltere küresel orta ölçekli güçtü ve hem güçlenmek hem de taşıdığı potansiyelden daha fazla etkili olmak için Türkiye gibi bölgesel süper güçlerle iş birliği yapmalıydı.

Bu teori Antalya Formunda en çok tartışılan konuların başında gelmişti. Hakan Beyin son seyahatlerinde ve ağırlamalarında her fırsatta dile getirmesinden, Türkiye’nin bu tezi basitleştirerek sahiplendiği anlaşılıyor. Türkiye, küresel-bölgesel ayrımını kaldırmış. Süper güç ve büyük güç olmayan devletlere orta ölçekli güçler deniyor. Dünyanın selametinin, orta ölçekli güçler arasındaki iş birliğini geliştirmekten geçtiği vurgulanıyor.

Bu teze göre ABD süper güçtür. Çin süper güç olması mukadder gözüken büyük güçtür. Rusya zayıflamakta olan büyük güçtür. Tezde AB, muhtemelen üye devletlerin tek başına hareket etme eğilimlerinin giderek artmasından olacak, bir bütün olarak ele alınmamış. Her ülke ayrıca değerlendirilmiş.

Bu yaklaşımın isabetli olduğunu düşünüyorum. Zira AB’nin, mevcut yönetim şekliyle, siyasi birliğe dönüşmesi de sağladığı refah seviyesini koruması da mümkün değil. Sadece Fransa ve Almanya gibi büyük devletler değil İtalya ve İspanya gibi nispeten daha zayıf devletlerde AB’nin politikalarıyla çelişen siyasetler uygulayabiliyor. Macaristan Rusya’ya ambargo uygulamamakta ısrarcı oluyor. Hatta Rusya’yı destekliyor.

Fidan’a göre Türkiye, Japonya, Kore, Pakistan, Hindistan, Suudi Arabistan, Mısır, Kanada, Avusturalya, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Brezilya ve Endonezya orta ölçekli güçtür. Bu devletler birbirleriyle daha fazla ticaret yaparlarsa, büyük devletlerin ticaret hacmi azalacak dolayısıyla ekonomik büyümeleri yavaşlayacaktır. Bu devletler Çin ve ABD’ye yatırım yapmak yerine birbirlerine yatırım yaparlarsa sonuç aynı olacaktır. Turizm, lojistik ve hizmet sektörleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Orta ölçekli güçlerin uluslararası meselelere yeterince duyarlı olmamaları veya duyarlılıklarını bulundukları bölgeyle sınırlı tutmaları büyük devletlerin hareket alanını genişletiyor. Onların dünyanın emniyetini ve istikrarını sarsacak hamleler yapmalarına fırsat tanıyor. Oysa orta ölçekli devletler birlikte hareket etseler ve istikrarı bozacak eylemlere ortaklaşarak karşı dursalar büyük devletler bu kadar pervasız olamazlar.

Teorinin bam teli burası. Orta ölçekli güçler ABD, Çin ve Rusya’dan birini tutmayacaklar. Yani bloklaşma olmayacak. Amerika Grönland’a musallat olduğunda Amerika’ya, Çin Tayvan’ı yutmaya çalışırsa Çin’e tepki verecekler. Bu ülkelerin birinin ikisinin tepki vermesi etkili olmaz, etkili olsa bile sonuç doğurmaz. Ama yirmi civarındaki güçlü devlet, etkileyebildikleri diğer devletlerle birlikte, aynı anda, aynı tepkiyi verirlerse Çin’den de Amerika’dan da daha belirleyici olurlar.

İsrail Gazze’de soykırım yaparken sadece Türkiye, İsrail’le ticaret yapmayı yasakladı. Bu yasak doğal olarak etkili olmadı. İsrail Türkiye’den alamadığı malları diğer ülkelerden tedarik etti. Ya da Türkiye ile İsrail arasına transit ticaret işlemi yapacak bir ülke koyularak yasak bypass edildi, yani ticaret sürdürüldü. Sadece maliyetler biraz yükseldi. Eğer seksen, doksan devlet aynı anda İsrail’le ticaret yapmayı yasaklasaydı hedefe ulaşılır, soykırım durdurulurdu.

Soğuk savaş döneminde Doğu ile Batı bloku arasında sıkışan devletler Hindistan, Mısır ve Yugoslavya’nın önderliğinde Bağlantısızlar Hareketini oluşturarak sağduyunun sesi oldular. Bağımsızlık mücadelesi veren halklardan yana tavır alarak sömürge imparatorluklarının dağılmasında belirleyici oldular. ABD ve SSCB’nin işgallerden uzak durmasını sağladılar. En güçlü zamanlarında BM’de çoğunluğu sağladıklarından, süper güçleri dengelediler. Aksi olsaydı, veto yetkisi olan devletler birbirleriyle anlaşarak BM’den istedikleri kararı çıkarabilirdi.

Eğer iyi kurgulanırsa orta ölçekli devletlerin iş birliği insanlığın da bahse konu devletlerinde yararına olur. Böyle bir iş birliği kaldıraç etkisinde bulunarak orta ölçekli devletlerin daha da güçlenmelerini sağlar. Bu projenin en önemli handikaplarından biri Pakistan ve Hindistan gibi orta ölçekli devletlerin bazılarının birbirleriyle hasım olmaları. Hasım olmayan Kore ve Japonya gibi ülkelerin birbirleriyle kıyasıya rekabet etmeleri.

Bir başka handikap, büyük devletlerin aleyhlerine olan böyle bir iş birliğini baltalayacak olmaları. Büyük devletler diğer devletlerin kendilerine tabi olmalarını isterler. Kendilerine karşı inisiyatif geliştirmelerini istemezler.

Tayyip Bey yıllar önce ‘’Dünya beşten büyüktür’’ diyerek Türkiye’nin mevcut düzene tepkisini ortaya koymuştu. Bu cümle yaygınlaşarak kitlelerin mevcut düzene tepkilerini dile getirirken sarf ettikleri slogan oldu. Bahse konu BM olduğunda beş devletin veto hakkı olduğundan bu söz isabetli. Söz konusu olan Dünya Ticaret Örgütü, İMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar olsaydı doğru ifade ‘’Dünya birden büyüktür’’ olacaktı zira bu kurumlarda sadece Amerika’nın veto yetkisi var. Yani ABD tek başına dünyanın geri kalanından büyük.

Orta ölçekli devletlerin iş birlikleri tesis etmesi projesi, Türkiye’nin daha önce tepkisini dile getirdiği mevcut dünya düzenine karşı geliştirdiği ve uluslararası kamuoyuna önerdiği güçlü bir alternatif olarak değerlendirebilir. Tepki ve slogan aşamasından alternatif önerme aşamasına geçiyoruz.

Bu Yazıyı Paylaş